Tag Archives: Yol

Gnana Yoga Nedir ?

 

“Bilginin yolu” demektir. Burada araç zihindir. Metot analiz etmektir. Zihnin kendisi aklımızı rahatsız eder. Bilgiyi sorgulamak bu yolda çok önemlidir. Cehalet olunca, duyulara olan kölelik söz konusu olur. Sigara içiyorsan veya diyabet hastasıysan sana zararlı olanları yaparsan sağlığına kötü etki edeceğini bilir ama yine de yaparsın. Krişna, “Cehaletten de öte bir adım var,” demiştir. Bu da aptallıktır. Aralarındaki fark nedir? Cehalet bilgi sahibi olmamaktır.

Aptallıksa her şeyi bilgi zannedendir. Yol cehaletten bilgiye doğru gider. Mutluluğu ve mutsuzluğu Sorgulamak bize bilgiyi getirir. Bu bilgi duyulardaki kontrolü sağlar. Bilgi bizim kibrimiz haline gelmemelidir. Bilgiyi elde ettikten sonra sonuç bunu bilgeliğe dönüştürmektir. Mutluluğun maddede olmadığını bilmek en önemlisidir. Kişi mutluluğu elde etmeye çalışırken zanneder ki hep endişeli olması normaldir. Günlük endişelerimiz ankisiteye yol açar. Arzular ve elde edememek bizi mutsuz eder. Biz tüketim dünyasında sürekli tükeniyoruz. Oysa mutluluğun nerede olduğuna sadece bilgi yoluyla sahip olabiliriz. Bu da aklın sakinliğidir. Bu da yoga yolu ile olur.

Yoga yolunda sorulan en önemli sorulardan biri “Mutsuzluğun sebebi nedir?” sorusudur. Buradaki en önemli soruya sorgulama yolu ile cevap bulabiliriz. Bizler çoğu zaman endişeliyiz. Bu da zihinlerimizin katı ve sabit olmasından kaynaklanıyor. Bu sabitlik zihin için doğru değildir. Bunu basitleştirelim ve yok edelim. Madde dünyasındaki nesneler ve bunların çok olması da bizim düşüncelerimizi kolaylaştırmıyor, zorluyor. Elimizde olan güçlerin farkında olalım ve bu gücü iyi şeyler için kullanalım.

Özgürlük bizim elimizde. Her hissettiğimiz psikolojik duyguya karşı nötr kalırsak, bu bizim özgürlüğümüzdür. Bu özgürlüğü kimse elimizden almamalı; kendimiz bile. Üzülmek, kendimizi huzursuz etmek bizim özgürlüğümüzü elimizden alır. Hayatın akışı içinde her duygunun olduğunu bil; ama nihai noktada analiz et. Sonuçta kendi doğanın özgürlük olduğunu bil. Özgürlüğün de içsel huzur olduğunu gösteren işte bu Gnana Yoga’dır.

Peki; Bilgiyi ne ile alırız. Zihin aracılığı ile. Bu yüzden Gnana yoga daki aracımız zihindir. Metodu analizdir. Tüm bilgilerin hepsi bizi akıl sakinliğine götürmez. Bilgi varlığın kendi öz doğasının farkındalığına ait bilgidir. Varlığın bunu bilmesi durumunda cehalet ortadan kalkar. Varlık kendini öz olmayan hiçbir şeyle özdeşleştirmez. Çünkü artık biliyordur. S.Krişnananda bilgiyi ışığa benzeterek, ışığın olduğu yerde karanlık yoktur. Bilgi cehaleti bilmez.

Çocukların yolculukları cehaletten başlar. Cehalet bilgi sahibi olmamaktır. Bilmediğimizi bilirsiniz. Krişna devam ediyor ve diyor ki cehaletten de bir adım gerisi var buda aptallıktır ve çok tehlikelidir. Aptallıkta bilgi yoktur, bilmediğinizde bilmez ne yazık ki her şeyi bilir.

Bilgiyi bulmakta sorgulama önemlidir. Sorgulamanın kendisi bilgiyi oluşturur. Yürüme ve konuşma becerimiz gibi sorgulama becerimizde vardır. Sorgulamayı sınırlarsak bilgiyi de sınırlarız. Her şeyi sorgulayın. Mutluluğunuzu ve mutsuzluğunuzu sorgulayın. Bu bilginin kendisi duyularda keskinliği sağlar.

Dışarıdaki teknoloji duyuların keskinliğinden başka bir şey değildir. Duyuların keskinleşmesi ruhsallık değildir. Gnana yoga duyulardaki ustalık ve hâkimiyettir. Bilgiyi elde etmek değil bilgiyi bilgeliğe dönüştürmektir. Meteryalizm’in yükselme sebebi insanları mutlu etmek içindir. Dünya size mutlu olacağınız şeyleri vermeye çalışır. Ev, araba.para vs. İnsanlar bunlara sahip olmakla mutlu olacaklarını sanırlar.

Upanişhadlarda konu ile ilgili şöyle bir bakış açısı vardır. Mutluluk veren şeylere bakacağına mutluluğun kendisine bak. Size mutluluk verecek bir nesneyi ben yaratamam ama ben mutluyum derseniz anlarım. Size mutluluk veren nesnelerde tutarlılık yoktur. Ama mutsuzluk veren nesnelerde tutarlılık vardır. Ne zaman endişe duyarsak mutsuzuzdur.Aklımız karışır, her faaliyet aklı daha da karıştırır, akıl ne zaman hızlı ise bu endişedir. Bu da mutsuzluktur. Gnana yoga derki aklın sakinliği mutluluk deneyimimizdir. Uykularımızda hepimiz mutluyuzdur. Bu aklın sakinliği değimli? İlk olarak bu durumu gözlemleriz. Uykuya geçmeden bir dakika önce uyanıksınız, her şey uykuya dalmak için normal. Bir dakika sonra uykuya daldınız. Uykuya dalmadan önce ve daldıktan sonra da her şey aynısı olarak devam eder. Aklınız uykuya dalmadan önce aktif, uykuya daldıktan sonra akıl aktif değildir.

Upanişhad’a göre uyku içinde aklın sakinleşmesi neşedir. Aklın sakinleşmesi bize yalnız mutluluk değil aynı zamanda enerjide verir. Uykuda gençleşir, iyileşiriz. Aklın sakinleşmesi de mutluluk demektir. Uyku bizim elimizde değildir. Uyumak istediğimizde uyumaz, uyumamamız gereken zamanda uykumuz gelir. Uykumuz geldiğinde aklımız sakinleşir. Aklımızı sakinleştirmek bizim elimizdedir. Aklımızı sakin, sessiz hale getirdiğimizde mutluyuzdur.

Akıl sakinliği olan mutluluğa saadet diyoruz. Mutluluk bizim psikolojimizdir. Mutluluk Aklın sakinliğidir. Bu da dünyanın ihtiyaç duyduğu şeydir. Bu dünyada bilgi gibi bir başka saflaştırıcı yoktur. Yoga’da mükemmeliyete ulaşan kişi bu bilgiye ulaşır, ve buna ulaştıktan sonra, yüce huzura erer ve samadhi yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam eder.

SEVGİLERİMLE,
BANU DEĞER.

Koçluk Nedir ?

Yaşam koç’luğu danışanın kendi içindeki potansiyeli kullanarak ve kişinin geçmişini kurcalamadan, danışanın kendi içindeki doğruyu bulamasına yardım eden kişidir. İnsanları ileriye götüren aslında yanıtlar değil, yanıtları bulamamızı sağlayan doğru sorulardır. Koç bu devrede yaşamınıza girmektedir zaten. Bu gün bütün rekor kıran sporculara bakın, hepsinin yanında koç’ları vardır. Koç’un yaptığı sadece sporcunun içindeki potansiyeli ortaya çıkarmada yanında yer almasıdır. Dolayısı ile kişilerin iş ya da özel yaşamlarında kafaları karıştığında, hedefleri bulanıklaştığında veya hedeflerini kaybettikleri zaman, hedeflerin açığa çıkarılmaması, bulunması ve sonrasında gerçekleştirilmesi zamanında koç danışanına yol gösterici olmaktadır.

Yani yaşam koç’luğu arzuladığınız yaşamı tasarlayıp gerçekleştirmeniz konusunda yanınızda olan kişidir. Yaşamak istediğiniz sıra dışı ve sizin seçiminiz olan yaşmanızı kurmakta ve yaşamla ilgili farkındalıklar geliştirtmenize, sizin için önemli olanların ve enerjinizi emen önemsizlerin ayrımına varmanızı sağlar.

Bir koç danışanını bu yolda nasıl ilerletir?

Size güçlü ve açık uçlu sorular sorar ve beyin fırtınası yapmanızı sağlar. Bazen uzun bir suskunluk ile bekler ve sizin konuşamazı sağlar, bazen sözlerinizi tekrar eder ve geri bildirimler ile siz ayna tutar. Kör noktalara dikkatinizi çeker ve sizin enerjinizi emen konuları buldurur.

Değerlerinizin ve inançlarınızın gerçek kimliğinizin, engellerinizin, korkularınızın, bahanelerinizin, güçlerinizin farkına vararak yüzleşmenizi, yanıtlarınızı, hedeflerinizi kendinizin bulamasını sağlar ve oradan ileriye gitmenizi sağlar. Zaten danışan değerlerinden ortaya çıkan hedefleri doğrultusunda harekete geçtiği zaman biz yaşam koç’luğunu ,danışan ile birlikte başarıya götürmüş oluyoruz.

önetici koç’luğu,girişimci koç’luğu,kurumsal koç’luk,kariyer ve yaşam koç’luğu vs,.Tüm koç’lar aynımıdır?Aralarında ne gibi bir fark vardır?

Koç’lar belli alanlarda uzlaşmış olabilirler. Ancak yaşam koç’unun yaklaşımı da, diğer koç’ların yaklaşımı da bütünseldir. İş yaşamdan tümüyle soyutlanamaz. Kariyer üzerine ya da performans üzerine olsun bir koç her konu üzerine odaklanıp o konuyla ilgili olarak danışanını ileriye hızla götürebilir.

Bir yaşam koç’u peki neler yapmaz? Terapi ile koç’luk arasındaki fark nedir?

Terapi sizi çözümlemeye, iyileştirmeye, geriye bakmaya ve umuda yöneltir sizi. Oysa koç size ne yapmanız konusunda asla nasihatlerde bulunmaz ve yargılamaz. Koç’unuz ile yaptığınız yolculukta ortaya çıkan seçeneklerin fazlalığı sizi şaşırtacaktır. Terapilerde olduğu gibi geçmişe gidip konuşmak ve düzeltmek yerine, şimdi ve burayı yaratmak ve istediğiniz geleceğe doğru sizi odaklandırır. Koç bir deniz feneri gibidir. Sadece ışığını yakar. Yolculuk yapan gemiler ise kendi rotalarına kendileri karar verirler. Bu bağlamda koçluk hayat yolculuğunuzdaki deniz feneri gibidir.

Kimlerin koç’a ihtiyacı vardır?

Herkes koç’luk çalışma deyimini hak eder, her birey yaşamının bir döneminde bir koç’tan yararlanabilir. Yaşamınıza içten bir bakış atmaya sürprizlere ve değişimlere hazır olduğunuzda, koç’luk hizmetinden daha hızlı bir verim alırsınız. Hedefleri bulmak ve ilerlemek içinde koç ile danışan birlikte verimli bir çalışma yaparlar.

Yaşam koç’u olmak için nasıl bir eğitim alınması gerekmektedir?

Dünyadaki bütün koç’lar Uluslar arası Koç’luk Federasyonuna bağlıdır ve olmak zorundadır. Bunlar için çeşitli eğitim merkezleri vardır. ICF akreditasyonlu ve diğer yabancı kökenli eğitim merkezleri de vardır. Eğitimler bağlı olarak da lisans alınır. İlk hafta yoğun bir bir kırk saatlik eğitim alınır. Bu eğitimden sonra 100 saatlik pratik yapılmalıdır. Sonra yine 20 saatlik bir üst eğitim daha alınır. Sonra da sertfikasyon sınavına girilir. Bu sınavda 7 üzerinden 5 alırsanız artık uluslar arası koç olabilirsiniz.

Koç’luk sadece gruplara mı yönelik yoksa sadece bireysel olarak mı yapılıyor?

Grup koç’luğu ve kurumsal koçluk da vardır. Özellikle üst düzey yöneticiler, kurumsal işletmeler ve isteyen herkes yaşam koç’larından yararlanabilir.

Koç’luk hizmeti almak için nereye başvurmalıyız?

Nasıl doktor, avukat ya da başka bir şey ararken tavsiye üzerine gidiliyor ise koçları da aynı şekilde bulabilirsiniz. Zaten Türkiye de koçlar şu anda çok az. TÜRKİYE’DE Kİ koçlara ICF.org.federation.org’dan ulaşabilirler.

Şirket Yoga’sı nedir ?

ALKATEL ŞİRKETİ’ ndeki çalışmam

  İş yaşantısında günlerimiz artık zamansızlıktan ve iş yetiştiştirememekten her geçen gün daha stresli olmakta ve sizleri bunaltmakta. Sabah sekiz akşam altı, bazen daha da geç olan çalışma saatleri arasında spor yada bu gerginlikler için en etkili yöntem olan YOGA yapmaya yer açmak artık bizi her geçen gün daha da zorluyor.

Bununla birlikte saatlerce bilgisayar başında oturmanın başta omurilik ve özellikle bel sorunları olmak üzere göz, el ve bilek sorunlarına da yol açtığını artık hepimiz biliyor ve bedensel olarak bunların sıkıntısını da yaşıyoruz.

Özellikle bel ve omurga hastalıkları(fıtık, faset eklem hastalığı, sakroiliak eklem dejenerasyonu, siyatik siniri problemleri gibi), bileklerde de bilgisayar yüzünden karpal tünel sendromu gibi birçok hastalık oluşmakta ve bizi her geçen gün daha da rahatsız etmekte.

Bütün bu fiziki rahatsızlıkların yanına birde ruhsal sıkıntılar, unutkanlık, yoğunlaşma, düzgün ve yeterli nefes alamamaktan kaynaklanan bedensel, zihinsel ve ruhsal sorunlarını da ilave edersek hakikaten kendimizi ne kadar zorladığımızı anlayabiliriz.

  Artık bütün bu problemleri ve bedensel sıkıntıları üstlenmek zorunda değiliz. Uygulayacağınız yoga ve nefes teknikleri bireysel ve toplumsal sağlığın yanında iş verimi de artar.

ŞİMDİ AKLINIZA TAKILAN SORU:”Bütün bunları ne zaman yapacağız” OLABİLİR?

 Bunu uygulamanın iki yolu vardır: Birincisi; öğle arasının yarım saatini yada kırk beş dakikasını, haftanın en az iki yada üç gününü yoga ve nefes egzersizlerine ve ayırmaktır. Alternatif olarak bu çalışmalara iş çıkışı daha uzun bir süre de ayrılabilir. Ancak bunun için rahat giysiler ve temiz bir ortama gereksinim vardır. İşyerlerinizin spor salonları da bu anlamda değerlendirilebilir. Ben üç senedir devam ettiğim iş yerinde çalışmalarımı öğlen saatinde yapıyorum. Çalışanlarla spor salonunda toplanıp keyifli bir kırk beş dakika geçiriyoruz. Çünkü yoga yaparken sadece bir eşofman altı giymeniz ve bir yoga mat yeterli oluyor. Terlemediğiniz için duş almakla da vakit kaybetmeyip tekrar işinizin başına dönebiliyorsunuz. Yani yemek vaktinden ayırdığınız her bir dakika, size sağlık, huzur ve mutluluk olarak geri dönüyor.

Böylesi olanakları olmayanlar için ikinci yol olarak masa başında yoga yapmak da mümkündür. Belirli aralıklarla el, bilek, ayak, bacak, omuz ve boyun egzersizleri masa başında kısa sürelerle yapılabilir. Oturarak ya da ayakta yukarı doğru esneme ve yanlara esneme, kolları kullanarak uygulanan bir, iki nefes tekniği ve kısa imgeleme meditasyonları en etkili çalışmalardır En önemlisi oturarak yapabileceğiniz kısa bir ANİ GEVŞEME TEKNİĞİ hemen sizi rahatlatacaktır. Elleri birbirine sürterek avuç içleriyle gözleri kapama yoluyla göz dinlencesi sağlamak, ekrana bakmadan göz egzersizleri yapmak da size rahatlık verir(.Kısa Tratak çalışmaları).Eğer deneyimli bir eğitmenden kısa bir eğitim alırsanız ve şirketinizde yoga çalışmaları yaptırılan bir yer yoksa belirli arlıklarla bu egzersizleri yapabilirsiniz.

  Bunun yanında iş görüşmelerinden, toplantılardan veya vereceğiniz şirket içi eğitimlerden önce nefes alıştırmaları, kısa yoga nidra veya meditasyon yapmak da gerginleri azaltarak iş yaşamında potansiyelin tam olarak kullanmasını sağlar.

  İş yaşamındaki kişisel potansiyelin artması şirketinize ve sizin daha yoğunlaşarak çalışmanıza etki edeceği için hem siz hem de şirketiniz bu durumdan sonsuz verim alacaktır.

Şirket yogasında sizlerle keyifli dakikalarda buluşmak üzere.

Sevgiler,

Yoga Okulları kaça ayrılır ?

Dünya üzerinde birçok farklı yoga okulu vardır. Bakıldığında bunlar birbirlerinin türevleri ya da Raja Yoga’nın alt kollarıdır. Biz 4 temel yoga okulunu biliyoruz. Bunun önemi de bu dört okulun hepsinin amaçlarının aynı, sistemlerinin farklı olmasıdır. Çünkü farklı mizaçlardaki kişilere aynı yoga türünü uygulatmak kişiyi zorlayabilir ve bu yoldan döndürebilir.

Kişinin öncelikle bu okullar hakkında bilgi sahibi olması; sonra da istediği ve kendisine en çok uyan okulu tercih etmesi gerekir. Ama şu da bilinmesi gereken bir şeydir ki, kişi bir yolu seçtikten ve belirli teknikleri uygulamaya başladıktan sonra, artık bu yolu tercih etmesi ve o yolda yürümesi istenir. Kişinin Krişna’nın da söylediği gibi, ruhsal anlamda Samadhi’ye ulaşması için samimi olması, bu yolda ısrarlı çaba göstermesi, yola inancı olması, kendini adaması ve hedefini sürekli hatırlaması gerekmektedir.

Yogada her yol (her okul) aynı amaca gider. Eğer yapılan çalışmanın amacı sonucunda hedef “birlik” yani kişinin tam olduğunu hissetmesi, hiçbir şeyin kendisinde eksik olmadığını bilmesi, mutluluğa ve huzura kavuşması, sonunda da aydınlığa ulaşması değilse, kişi yoga yapmıyor demektir. Kişi yogaya başladığında kendisini olduğu gibi kabul etmelidir. Geçmişinde yaşadıkları ne olursa olsun, bunları ‘bırak gitsin’ felsefesine göre (Vairagya) unutmalı, kendisi ile el sıkışmalı, kendisini olduğu gibi kabul etmelidir.

Kabullenme ruhsallıkta önemli bir kuraldır. Kişi, şimdiki durumunu kabul ederek ruhsal yolda ilerlemek için kendi önünü açar. Öncelikle davranışlarını ve kişiliğini tespit ettin, bıraktın, barıştın ve ilerleme yolunda adım attın. Bu nedenle herkes yoga yapabilir. Evrensel bilgi, almak isteyen herkese açıktır. Nasıl ki güneş, enerjisini yayarken “Aman ben bu pencereden girmeyeyim, bu eve ışınlarımı vermeyeyim,” demiyorsa, yani her şeyini sınırsız, sonsuz, karşılıksız veriyorsa, yoga bilgisi de aynı şekilde tüm evrene ve herkese açıktır.

Bir örnek vererek konuyu bağlamak istiyorum: Upanisad’ın başlangıç mantrası, öğretmen ve öğrenci arasındaki bilgi alışverişinden ve bilginin sonsuz şekilde dağıtılmasından bahseder. Yani;

Om sahanavavatu
Sahanau bhunaktu
Saha viryam karavavahai
Tejasvinavadhitamastu
Ma vidvisavahai
Om santi, santi, santi

Anlamı, “Öğretmen öğrenme isteği olan kişiyi sonuna kadar korumazız gerekmektedir,” der. Aynı zamanda vermiş olduğu bilginin besleyici olması ve enerji de vermesi gerekmektedir. Biz de öğrenci olarak enerji dolu bir güneş gibi, etrafımızı herhangi bir karşılık beklemeden ,aydınlatmalı ve bu enerjiyi etrafımıza yayabiliyor olmalıyız. Elde etmiş olduğumuz bilgi bizi, kibire götürmemeli ve egomuzu kuvvetlendirmemelidir. Bilgiyi asla kendimizde saklamamalıyız. Çünkü bilgi evrenseldir. Geçmişten gelen düşüncelerimiz huzursuz olmamalı, şu anı mutlulukla yaşamalı, aynı zamanda gelecek planlarımızı mutluluk, huzur içinde yapmalıyız.

Sonuçta bunları bize sağlayacak yol bize en uygun olan yoldur. Kişi kendine uygun olan yolu biraz araştırarak irade gücü ile seçebilir ve bu yolda ilerleyebilir. Tercihini de yaptığı zaman ısrarlı, düzenli ve samimi çalışması, kendisini en kısa zamanda sonsuz özgürlüğe, yani “moksa”ya kavuşturacaktır.
Şimdi yoga okullarından kısaca bahsetmek istiyorum.

KAÇ TANE YOGA OKULU VAR?

Raja Yoga: Yoga okulları bize asla yapmadığımız şeyleri söylemez. Aslında gözümüzün önünde olanları kontrol etmemizi sağlar. Raja Yoga yolu disiplin yoludur. Hatha yoga uygulamaları kişiyi Raja yoga yolunda disipline eder.Bir disipline olan ve bir disipline eden vardır. Disipline olan öğrenci, disipline eden öğretmendir. Ama zihnimiz disipline karşı bir direnme içindedir. Oysa biz kendimiz bilinçli olarak disipline girersek, bu bizim özgürlük yolumuz olur. Yani aklımızın efendisi haline geliriz. Öğrenci Raja Yoga yolunda isteyerek ilerlerse her şey olumlu gider. Fizikte Newton kanunları vardır. Etki gelirse tepki kaçınılmazdır. Raja Yoga’da bu psikolojidir. Psikolojiyi ve düşünce tarzını değiştirmek bizim zihnimizin elindedir. Zihnimizin efendisi durumuna geldiğimizde, yani kendi üzerimizdeki istekli disiplin Raja Yoga’dır.Rja yoga içimizdeki tanrısal gücü tanımamızı ve onun içimizdeki ve dışımızdaki dünyaya efendilik etmesini sağlar.

Karma Yoga: Genel aktivite alanında değiştirdiğimiz davranışlardır.Yani eylem yogası da denilebilir. Raja’da irade gücü, Karma’da davranışlar kullanılır. Eğer ortada doğru bir davranış varsa zihin sorun yaratmaz, zihin sakindir. Eğer yapılan aktivite gerginlik getirirse, bu aktiviteden değil, gerisindeki hareket ve tutum yüzündendir. Karma’daki en önemli şey, sen davranışlarını olumlu olarak değiştirdiğinde, yani adandığında bu kurbandır. Karma’da ilk yol yapılan fiile egoyu araya sokmadan yapması, yani kişinin karşılıksız ve koşulsuz olarak o işi yapmasıdır. Daha sonra yapılan fiiller tam konsantrasyonla yapılır. Karşılıksız ve koşulsuzlukta adama vardır. Daha da ileriye gittiğimizde, fiili evrene hediye ederek iyi ve kötü sonuçlarını reddetmeye gelinir. Yapan kendisidir ama hiç bir çıkar beklemez ve sonuç beklemez. Sonunda yaptığın işlerde de “Ben değilim,” boyutuna geldiğinde yaptığın fiilin olumlu ve olumsuz sonuçları da onu ilgilendirmez.İşte bütün bu basamakları uygulamak da benliğinin yücelmesi durumuna sebep olur. İşte bu ulaşılan nihai nokta Karma Yoga’dır.

Jnana Yoga: Bilgi ve bilgelik yoludur.En zor yollardan biridir ve irade ile aklın müthiş kuvvetli olması gerekir. Kişiyi asla zorlamaz. Sadece metodu zihin yolu ile düzgün şekilde sorgulamasını öğretir. Jnana yogi,Vedanta felsefesini öğrenerek zihnini,kendi niteliğini araştırmak incelemek üzere kullanır.Tıpkı bir bardağın içindeki ve dışındaki alanları farklı algılamamız gibi,kendimizi de Tanrıdan farklıymış gibi algılarız.Jnana Yoga bu yolun takipçilerine,direkt olarak bardağın kırılması ve bilgisizlik örtüsünün kalması ile,Tanrı ile bütünlüğünün deneyimlenmesi için yol gösterir.

Mutsuzluğun nedenlerini kişi ÖĞRETİLERİ İNCELEYEREK zihin yolu ile bulabilir. Doğruyu yanlışı irdeler ve sonunda bunun kişiye değil, insanlığa ait olduğunu fark eder. Psikolojik kısımda ise üzüntü, kızgınlık, nefret, kin duygularından arındığında kişi Jnana Yoga yapıyordur. Biz bütün duygularımızı sonunda nötr hale getirebiliriz. Kızmadan kızabilir, üzülmeden üzülebiliriz.Jnana yoga uygulamalarından önce diğer yoga türlerinin öğrettiği bilgilerin kesinlikle anlaşılmış ve sindirilmiş olması gerekmektedir.Tanrı sevgisi,bedenin ve zihnin güclü olması ve insanın kendisini bilmesi olmaksızın bu yolda başarıya ulaşılamaz.Eğer bunların hepsi tam ise yani yogi yada yogini bütün bu değerleri hayatına uygulamış ve bu şekilde davranıyor ise işte bu, duyguların ve bedenin özgürlüğüdür ve bu da Jnana Yoga’dır.

Bhakti Yoga: Amacı kişiye evrensel sevginin ne olduğunu göstermektir. Sevgi dolu kişi her zaman ve her yerde sevgi dolu olan, sevgisini bir güneş gibi karşılıksız ve koşulsuz verendir. Her şeyi olduğu gibi kabul eden, olan olaylara içsel sevgiyle yaklaşandır. Sevgi ve vermek koşulsuz olmalıdır. Bu demek değildir ki bize bir tokat atana öbür yanağıızı da çevirelim. Yapılan her olumsuz şeye karşı içinizden sevgiyle olumlu tepki de verebiliriz. Ama olumsuz olan şeye karşı olumsuz tepki de verebiliriz. Ama bu bizim kızmama özgürlüğümüzü elimizden alamaz. Çünkü kendi düşüncelerimizin efendisi biziz. Sevgi demek sahiplenmek demek, tutunmak demek değildir. Sevgi yolu özgür olmalıdır. İşte bunların hepsi de Bhakti Yoga’dır.

BATI DÜNYASININ DAHA ÇOK TANIDIĞI VE DUYDUĞU:

Hatha Yoga: Batı dünyasının en çok bildiği yoga türüdür.Hatha yoga’nın temel özelliği beden yolu ile zihni etkilemektir.Hatha yoga üç bölümden oluşur.Bunlar asnalar-duruşlar,pranayama-nefes teknikleri ve Savasana yani gevşeme teknikleri dir.Duruş,nefes alıp verme ve yoğunlaşma-konsatrasyon üzerine kurulmuş olan HATHA yoga öğretisi bedenle zihnin bütünselliğini içerir.Hatha Yoga’nın hareketleri dikkatli ve bilinçli bir şekilde uygulandığı zaman kişiye çok yarar sağlar.Omurga ve eklemler esnek kalır.Özellikle stres,dolaşım bozukluğu,kireçlenme,sindirim bozukluğu,damar sertliği gibi çağdaş oluşmuş olan bir sürü hastalık önlenir.Beyniniz ve sinirleriniz olumlu olarak etkilenir.Gevşeme egzersizleri ise nefes egzersizleri ve hareketlerden sonra yapılır.Kaslar gevşek olunca zihinde rahat ve gevşek olur.Kişi tam bir huzur ve sükunet halinde olur.Gevşeme teknikleri uykusuzluğun ,beden ağrılarının ,sinirsel rahatsızlığın,yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde son derce etkili bir yöntemdir.BATI DÜNYASINDA yapılan bir çok tıp araştırmaları,yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran bir çok araştırma yapmıştır.
Yoga aynı zamanda bu gün bütün gelişmiş ülkelerde psikoterapi aracı olarak kullanılmaktadır..

BANU DEĞER.

BHANU PRİYA.

Omurga ve Bel hastalıklarında Yoga

OMURGA HASTALIKLARI ve YOGA YOGA İLE  OMURGA BEL HASTLIKLARI ÇALIŞMALARI 
OMURGA VE BEL HASTALIKLARI TERAPİ YOGASI NEDEN YAPILMALIDIR.

Özel yoga terapi alanım ; bel ve omurga sağlığı olduğu için, bununla ilişkili her türlü bilgiyi bu sitenin içine dâhil etmeye, ilgilenenleri aydınlatmaya problemlerini çözmeye biraz da olsa katkıda bulunmaya çalışmak için bu bilgileri sizlere aktarmak istedim. Burada yazılan bilgiler pek çok bilimsel veri içermektedir. VE çok uzun bir çalışmalar sonucunda elde edilen ve kaynaklardan toplanan bilgi birikimleridir. Kullandığım sistem tamamen bel ağrılarını ve sakatlıklarını iyileştirmeye yönelik uzun birikimler sonucunda elde edilmiş bilimsel bir TERAPİ sistemdir.

  Basit tanımıyla bel bölgesindeki ağrı ve hareket kısıtlıklarının tümüne bel ağrısı denir.20 inci yüzyılda en çok iş kaybı olan hastalıkların başında gelir. Her 100 kişiden 80 i hayatının bir döneminde en az bir kez bel ağrısı geçirebilir. Bu sebeple bel ağrısına bir dönem de olsa yakalanmamış birine rastlamak oldukça zordur. Bel fıtığı ve bel rahatsızlıkları, yaşadığımız çağda tüm dünya’da hatırı sayılır sayıda iş kaybına sebep olmaktadır. Bunun sebebi ister stres olsun, ister egzersiz eksikliği kişiler bu problemle ömür tüketmektedirler.

Basit bel ağrıları bel omurlarına tutunan kas ve bağların aşırı zorlanması ile oluşur. Genellikle de omurganın sonunda kasların kemiğe yapıştığı yerde hissedilir.Genellikle omurga ve bel rahatsızlıkları lumbago, fıtık,sakroiliak eklem problemleri,sakroiliak disfonksiyon,priformis sendromu,siyatik,faset eklem sendromu gibi isimler almaktadır. Bu rahatsızlıklardan herhangi biri, ağır bir şey kaldırma veya taşıma ile olabileceği gibi, uzun süre ayakta durmak, oturma ve ani öne eğilme ile bile oluşabilir. Ani bir düşme ya da zorlayıcı ani bir hareket de bu duruma yol açabilir. Hatta bazen bir öksürme ve hapşırma bile bel ağrısına yol açabilir.

 Doğuştan olan ya da sonradan yıpranma ile gelişen eklem problemleri veya bazı romatizmal hastalıkların bel ve omurga eklemlerini tutması işle de bel ağrısı gelişebilir ancak bunlar daha seyrek görülen nedenlerdir.

İskeletimizin merkez eksenini oluşturan omurgamız ya da belkemiğimiz kafatasının tabanından leğen kemiğine kadar sırt bölgesinde uzanır. Biribiri üzerine konmuş ve arsında omurlar arsı disk bulunan bu yapı hem bütün bedeni taşır hem de eğilme ve dönme gibi aktivitelerimizden sorumludur. Omurgamız boyunca uzanan önemli bir kanal vardır ki buna da omurilik kanalı denir ve içinde beynimizin bir uzantısı olan omuriliğimiz blunur. Omurilik bu kanal boyunca 1.inci omurdan başlayarak 21. inci omura kadar uzanır.

Her bir omurun birleştiği noktada da iki yöne açılan birer delik bulunur ve buradan spinal sinirler çıkar. Bu sinirler kendi bölgelerindeki kasları, organları ve cildi inibe ederler. Bu sinirler organlardan gelen uyarıyı beyne, beyinden gelen emirleri de ilgili alana ulaştırırlar. Omurga 24 ayrı omur içerir. Omurlar sert, kemiksi kabuk içinde yer alan omuriliği korur. Omurlar doğrudan birbirine oturmaz. Aralarında sürtünmeyi engelleyen, içi jölemsi yastık görevi gören birer disk vardır. Omurgamızda 7 si boyunda,12 si göğüste,5 i belde, diğerleri de sağrı kemiğinde ve kuyruk sokumunda oluşan bu 24 omur bizim yaşam merkezimizdir. Omurgayı saran 140 kas katmanı vardır. Bu kaslar omurgaya sağlamlık ve esneklik kazandıran yapılardır.

Omurgamız değişik vücut bölümlerinde değişik isimler alırlar.

· Servikal omurlar boyun bölgesinde

· Dorsal omurlar sırt bölgesinde

· Lumbar omurlar ,bel bölgesinde

· Sakral omurlar ,pelviste

· Koksis,kuyruk sokumunda dır.

Bütün omurgamız iki taraftan boylu boyunca uzanan ligamentler tarfından korunur ama bu koruma en çok lumbar bölgede yoğunlaşmıştır.Bunun nedeni travnaya en çok maruz kalan bölge olmasının yanı sıra oturur pozisyonda en çok aşınan yer olmasıdır.Yaşamımızın % 50 sine yakın kısmını oturarak geçirdiğimizi düşünürsek lumbar bölgenin hem çok esnek hemde çok kuvvetli olması gerekmektedir.

OYSA:

Omurga, sadece yoganın değil, tüm yaşamın da temel direğidir. Fiziksel bedende sinir sisteminin yuvası, yoga anatomisinde

Üç ana hayat kanalının (nadi) geçtiği kutsal köprüdür. Yoga asanaları omurgadaki sıkışmaları serbest bırakmayı amaçlamaktadır. Omurgayla bağlantısı yokmuş gibi görünen pozların temelinde bile omurgadaki enerji (prana) akışını pürüzsüz hale getirmek gayesi vardır. Burgu, yani twist hareketleri omurgayı çabuk ve etkili bir biçimde canlandıran pozlardır. Alışkanlık ve yıllarla gelen duruş bozuklukları, muhtelif sinir sistemi aksamaları ve günlük neşe miktarı doğrudan ilişkilidir. Dik duran omurganın omurlarının arasında açılan mesafe, enerji ve kanın serbest dolaşımını mükemmel bir dengede tutar. Sıkışan enerji ise bedenin uç bölgelerine potansiyelin altında bir miktarda gidebilmektedir. Bu durum da göğüs kafesinde daralma yaratmakta, kişi kendini neşesiz ve halsiz hissetmektedir. Omurgadaki enerji sıkışmaları serbest kaldığında ise ayak parmaklarından başın tepesine kadar yoğun ve sürekli akan can (prana) duygusal bedende hafifleme hissi ve neşe olarak kendini göstermektedir. Çocukların omurgaları ile ruh hallerini gözlemleyerek de bu bağlantıyı hemen fark edebilirsiniz.

Bel bölgemizdeki bu beş omur ve etrafındaki kas gurupları çoğu hareketlerimizi yapmamızı sağlar ve birçok organımız da bu bölgemizde toplanmıştır. Yaşamımızda yaşadığımız birçok incinme de hep genelde bel bölgemizde oluşur. Aynı zamanda ruhsal gerginlik ve bunalımlarımız da kas gerilmesine yol açar ve gerilen kaslar bu şekilde daha kolay zedelenir, spazma sebebiyet verir. Omurları birbirine bağlayan bağlar’ da yanlış kullanım ve travmalar ile zamanla yıpranır. Böylece omurlar birbirine sürtünmeye başlar.

Bel, sırt ve karın kasları zayıflayınca hafif kambur durma eğilimi artar. Yaşla birlikte artan bel ağrılarının bir nedeni de kemik erimesi olabilir. Bu durum kasları uyarır ve spazma neden olur ya da sinirlere baskı yaparak ağrıya neden olur. Omurlar arası diskler zamanla nemli yapılarını yıpranma sebebiyle yitirince de, sertleşip yassılaşır böylece omurga kısalır. Yaşlandıkça boy kısalması denilen de budur. Yoga terapi egzersizleri ile bu kısalma da kesinlikle durdurulabilir. Yoga terapi de omurgaya ya çok önem verilir. Bunun nedeni de yoga felsefesinde kabul ana enerji kanalı olarak kabul edilen Sushumna nadi’ nin bu kanal olmasıdır. Ve yoga asanaları da ağırlıklı olarak omurga ve bel ile çalışır.

RİSK ETMENLERİ nelerdir?

1 Kalıtım
2.Yaşam biçimi, hareketsiz bir yaşam tarzı, oturarak çalışma veya yanlış oturuş, uzun süre araba kullanma
3.Meslek, huzursuz ve stresli iş ortamında çalışmak
4.Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı, alkol, sigara bel bölgesine ulaşan oksijence zengin kan miktarını azaltır. Diskler oksijensiz ortamda daha kolay dejenere olur ve kendilerini tamir etme yeteneklerini kaybederler. Bu durum disklerin yıpranma sürecini hızlandırır
5.Şişmanlık
6.Ruhsal gerginlik ve stres bel ağrısını arttırır.
7.Binicilik, Jimnastik, golf, dalgıçlık, halter, güreş, futbol, basketbol, tenis gibi sporlar
8.Zor doğumlar ve kilolu bebek dünyaya getirmek
9.Ağır kaldırma, bilinçsiz hareket, eğilerek veya uzanarak yük kaldırmak gibi beli ve omurgayı zorlayan hareketler.
10.Ani ve kuvvetli bir şekilde hapşırmak ya da kuvvetli bir şekilde öksürmek

BEL VE OMURGA SORUNLARINI ÇÖZÜMLEMEK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

1.)Araba sürerken veya ev’de otururken arkanıza yastık koyun. Dik oturmaya çalışın. Veya uzanın. Uzanınca omurganın tüm yükünü alırsınız. Oturma bele baskı yaratır. Özellikle kamburlaştırarak oturmamalıyız.

2.)Ağır eşyaları kaldırırken vücuda yakın tutun. Diz çökerek çömelin. Ağır bir yükü belinizden yukarı kaldırmayın. Cisimleri vücudunuza dayayarak taşıyın.

3.)Gerginliği azaltın. Kas gevşetici egzersizler uygulayın.

4.)Ayakta durmak zorunda olduğunuz bir durumdaysanız, bir ayağınızı yükseltin veya birini öne doğru uzatın. Yüksek topuklu veya tamamen topuksuz ayakkabıları giymeyin. Ayakta belinizi sağa ve sola doğru çevirerek yerden bir şey almayın.Ağır cisimleri itmeyin yada çekmeyin.

5.)Otururken dizleriniz kalçanızın yukarısında olsun. Sandalye’de dik oturun. Kol konacak sandalye ve koltukları tercih edin. Mümkünse ayaklarınızın altına bir basamak çekin.

6.)Yumuşak, alçak ve içe çöken koltukları tercih etmeyin.

7.)Yağı azaltın. Beslenmenize dikkat edin. Bol kalsiyum alın. Kalsiyum bir elektrolittir. Kemik sağlamlığının temelidir. Kalsiyum D vitamini katkısıyla vücuda kazandırılır.(Kemikler sürekli yapım ve yıkım içindedir. Menopoza doğru östrojen azalınca kemiklerin kalsiyum kazanımı azalır. Kemikler koflaşır, yumuşar.)Süt, yoğurt, peynir tüketin. Bu besinler D vitamini de içerir. Yeşil sebze yiyin; Brokoli, karalâhana, ıspanak, balkabağı kalsiyum kaynaklarıdır. Sardalye konservesi, somon balığı kalsiyum içerir.

8.)Güneş ışığında yürüyüş yapın. Bedeniniz bol güneş alsın. Ama güneşin daha yumuşak ve eğik geldiği saatleri tercih etmeyi de ihmal etmeyelim.

TEDAVİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR;

1)Bele uzman bir kişi tarafından masaj yaptırmak.

2)Düzenli egzersiz yapmak yitirilen kemik kütlesini ve kasları geri getirir. Kasları kontrollü ve sıkarak yapılan yarım mekik, karın egzersizleri belinize ve omurganıza kuvvet ve dayanıklılık kazandırır, Ama çok dikkatli ve bilinçli bir eğitmen eşliğinde yapılması şartı ile. BEL ve Omurga TERAPİ Yogası, yürümek, bisiklet, yüzme gibi egzersizler belimize çok faydalıdır.

3) Düzenli yapılan yoga terapi egzersizleri kaslara oksijen ve besin gidişini artırırken laktik asit gibi birikmiş atık maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar. Mutluluk hormonu salgılatır. Tüm bu çalışmalar ve özel terapi yoga egzersizleri belimizdeki ağrılar ve sakatlıklar geçtikten sonra bırakılmamalı ve yaşam biçimi haline getirilmelidir.

2)Ağrı kesici ve ya kas gevşetici ilaçlar kullanmak, bele sıcak uygulamak, düz ve set bir yerde yatıp dizlerin altına yastık yerleştirmek ya da bir süre korse giymek.

BEL FITIĞI VE BEL RAHATSIZLIKLARI İÇİN YAPILABİLECEK birçok yoga egzersizi vardır. Bu egzersizler işte bel ve omurga terapi yogası kısmında daha çok önem kazanmaktadır. Hareketler bu sistemi bilen bir eğitmen eşliğinde dikkatle yapılarak bir daha ömür boyu bel ve omurga rahatsızlığı yaşamamak sizlerin seçimidir.

Sevgiyle sağlıklı bel ve sağlıklı omurlar ile kalın.

Banu DEĞER.

BHANU PRİYA

Incoming search terms:

  • yoga bel fitigina iyi gelirmi
  • omurga arasını açmak
  • bel fıtığına yoga
  • hareketlı yoga bel agrısına faydaları
  • yüzme tekniklerı video