Tag Archives: Ki

Nefes Ve Zihin

Nefes teknikleri ile zihnimizi kontrol edebilirmiyiz?

  Beynin kendi içinde gelişmeye ve genişlemeye müsait olduğu ve kendi potansiyellerini aşabileceği tezine, nefes teknikleri uygulayarak zihinlerini kontrol edebilenlerin beyinlerinin test sonuçlarından ciddi bir destek geldi. Amerikalı beyin bilimci Dr. Richard Davidson, Tibetli rahiplerin beyinleri üzerinde yaptığı araştırmalarda, nefes teknikleri ve meditasyon ile beynin değiştirilebileceği bulgusuna ulaştı.

  Eğitilmiş zihin, ya da beyin, eğitilmemiş olandan fiziksel olarak farklıdır. Görülen odur ki ilerleyen süreç içersinde zihinsel eğitimin potansiyelini anlayabilecek ve bunun ciddiye alınmasının gerekliliğini anlayarak bu yönde çalışmalarımızı artırmalıyız

  Beyin araştırmaları, Budistlerin yüzyıllardır uyguladıkları nefes teknikleri ve meditasyon pratiğine ilişkin somut deliller elde ediyorlar. Nefes teknikleriyle oluşturulan meditatif farkındalığın, beynin işleyişini değiştirebilir ve insanların çeşitli farkındalık (awareness) düzeylerine erişmesini sağlayıcı değişik haller, geleneksel olarak fiziksel ölçülebilmenin ve nesnel değerlendirmenin dışında da artık yeni bir dünyada soyut kavramlarla anlaşılır hale gelmektedir.

  Son birkaç yıldan beri Wisconsin Üniversitesi araştırıcıları Tibetli rahiplerle birlikte çalışarak bu zihinsel deneyimi yüksek frekanslı gamma dalgaları, beyin senkronizasyonu ve koordinasyon gibi bilimsel dile çevirmeyi başarabilmişlerdir. Beyin faaliyetinin nefes teknikleriyle oluşturulan meditatif farkındalık durumunda en kuvvetli bağlantı gösterdiği bölge olarak, alnın sol tarafının hemen arkasında bulunan prefrontal korteksi işaret etmişlerdir

  Üniversitenin 10 milyon dolarlık yeni W. M Keck Laboratory of Functional Brain Imaging and Behaviordan bir sinirbilimci Richard Davidson , “uzun süreli uygulayıcılarda bulduğumuz beyin aktivasyonu daha önce hiç görmediğimiz ölçüdeydi; onların zihinsel uygulaması beyin üzerinde tenis ve golf pratiğinin performansı arttırıcı etkisine benziyordu” demiştir. Ve yine Davidsona göre “beyin eğitilebilir ve nefes terapileri ile fiziksel değişime uğratılabilir bir kabiliyete sahiptir.”

  Önceleri bilim adamları bunun tersine inanırlardı. Yani eski bilgiye göre sinir hücreleri arasındaki bağlantı hayatın başında saptanır ve erişkinde değişmezdi. Bu varsayım son on yıllarda değişmiş, beyin görüntüleme ve diğer tekniklerin ilerlemesiyle bilim adamları onun yerine “sürekli beyin gelişimi ve nöroplastisite” kavramını kabul etmişlerdir.

  En yeni nefes uygulamalarının oluşturduğu meditatif çalışmalarda ki araştırmaların sonuçları, nefes teknikleriyle ve diğer yollarla yapılan zihinsel eğitimin beynin iç işleyiş ve devrelerini (circuitry) değiştirerek, nöroplastisite kavramını bir adım daha ileri götürmüştür.

  Bu bulgu Davidson ile dünyanın en ünlü Budist uygulayıcısı Tibet’in Dalai Lamasının uzun ve inanılmaz ortak çalışmasının eseridir. Davidsonun coşkuların sinirbilimi üzerinde yenilikçi çalışmalar yaptığını öğrenen Dalai Lama, onu 1992’de Hindistan, Dharamsaladaki evine davet etmiştir

  Yüksek irtifada yaşayan Perulu inkalarla Tibetli lamaların yüzyıllara dayanan yoğun nefes teknikleri gelenekleri vardır. Dalai Lama kendi rahiplerinin meditatif çalışma yapan zihinlerinin Davidson tarafından bilimsel olarak araştırılmasını istiyordu.

  Üç yıl önce Dalai Lama, Davidsonun laboratuarında iki gün geçirmişti. Sonunda Dalai Lama en başarılı sekiz rahibini elektroansefalografi (EEG) ve beyin taraması (scanning) için Davidsonun laboratuarına gönderdi. Deneydeki Budist uygulayıcılar Tibet Nyigmapa ve Kagyupa geleneğine göre 10,000 ila 50,0000 saat ve 15 ila 40 yıllık bir zaman diliminde eğitilmişlerdi. Kontrol olarak daha önce hiç deneyimi olmayan 10 gönüllü öğrenci bir haftalık eğitimin ardından teste tabi tutulmuştu. Rahipler ve öğrencilere 256 elektriksel sensor bağlanmış ve kısa sürelerle nefes uygulamaları yaparak ulaşacakları seviyenin belirlenmesi istenmişti

  Nefes teknikleriyle zihnin düşünme ve diğer zihinsel faaliyetlerde nöron gruplarının haberleşmelerini gösteren hafif fakat fark edilebilen elektriksel aktivite patlamaları yaratır ve sensorlar da bunları yakalar. Davidsonda özellikle bu yüksek frekanslı ve en önemli elektriksel beyin impulsları olan gamma dalgalarının ölçülmesiyle ilgileniyordu

  Her iki gruptan nefes teknikleri uygulamalarıyla ulaşacakları zihin titreşim seviyesinde, koşulsuz sevgi ve olduğu gibi kabul üzerinde meditasyon yapmaları istendi. Budist öğreti, Dalai Lama öğretisinin merkezi sayılan bu durumu, canlılara yardıma kayıtsız şartsız hazır olma diye tanımlanan bu öğretiyi esas aldılar, çünkü bu durum özel nesneler üzerinde yoğunlaşmaya ve imajlara gereksinim bırakmıyor; tersine, dönüşmüş (transformed) bir var oluş durumu yaratıyordu. Davidson, uygulamaya alınan rahiplerin eğitimli beyinlerin de gönüllülere göre önemli farklılık gösteren sonuçlar doğurduğunu bildirmişti. En önemlisi elektrodlar rahiplerin beyninde öğrencilerinkine göre hızlı ve şiddetli gamma dalgası aktivitesi kaydetmiş ve rahiplerde dalgaların beyinde hareketi çok daha iyi organize ve koordine bulunmuştu.

  Nefes teknikleri ile çalışmaya yeni başlayanlar uygulamalar esnasında sadece hafif bir gamma dalgası faaliyeti gösterirken, rahip veya dervişlerin bazıları daha önce hiçbir sağlıklı kişi de görülmemiş derecede kuvvetli gamma dalgaları oluşturabiliyorlar.

  Nefes tekniklerini uzun yıllar uygulayan mistiklerde en yüksek gamma dalgaları düzeyi görüldüğü eskiden beri bilinmektedir. Bu doz cevabı, yani örneğin bir ilacın yüksek düzeylerinin aşağı düzeydekinden daha etkili olması, araştırıcılar tarafından sebep sonuç ilişkisini belirlemek için kullanılır. Daha önceki çalışmalarda dikkati toplama, bellek, öğrenme ve bilinç gibi zihinsel aktivitelerin rahiplerde görülen sinirsel koordinasyonda artma gibi bir durumla benzerliği gösterilmiştir. Rahiplerde şiddetli gamma dalgaları ayrıca beynin farklı devrelerinde bağlantı kurarak daha yüksek zihinsel aktivite ve daha üst düzey bir farkındalık da yaratır.

  Davidsonun araştırması onun sol prefrontal korteksin mutluluk, pozitif düşünceler ve coşkularla ilgili beyin bölgesi olduğunu gösteren önceki çalışmalarıyla örtüşmektedir. Davidson, rahiplerde fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanarak, EEG ile ölçüldüğü gibi- beyin aktivitesinin özellikle bu bölgede yüksek olduğunu bulmuştur. Davidson, araştırmasından nefes teknikleri uygulamaları ve beyin işleyişini sadece kısa süreli değil büyük olasılıkla kalıcı olarak değiştirebileceği sonucuna varmıştır. Bu bulgu, rahiplerdeki önemli derecede yüksek gamma dalgası aktivitesinin hatta nefes teknikleri uygulamaları yapmasalar bile kontrol gruptan fazla olduğu gerçeğine dayanmaktadır

  Massachusetts Üniversitesinden bir araştırıcı; Jon Kabot Zinn , birkaç yıl önce benzer sonuçlara ulaşmıştı. Birçok Amerikan üniversitesin de araştırıcılar zen, Budist, Katolik rahiplerin ve sufilerin nefes teknikleri uygulamalarını gerek kutsal metin okumaları gerek özel konsantrasyon artırıcı nefes yöntemlerini deneyimle diklerini ortaya çıkarmışlardır

  Nefes tekniklerinin oluşturduğu zihni yavaşlatma ve hızlandırma kontrolü zihnin eğitilmesini sağlıyor. İnsan beyninde oluşabilecek dejeneraktif değişiklikler, örneğin bunama bu metotlarla önlenebiliyor

BANU DEĞER

Reiki Nedir ?

Nedir bu Reiki?

  Reiki bir şifa ve aydınlanma sistemidir. Her ne kadar yeni çağ felsefesi ve diğer materyaller eklense de, batıda çoğu sadece şifa sistemi olarak öğretilir. Bir şifa sistemi olarak, hem kendinizde hemde başkaları üzerinde kullanılabilir. Reiki bu enerji ve şifadır.

  Bazıları bunu tanrıdan gelen enerji olarak tanımlarken, başkaları “iyileştiren yedi şifa ışığının biri” olarak görmektedirler. Bazıları bunun Reiki kanallarından geldiğini düşünürken, başkaları fizik kurallarına göre açıklamalar getirmektedirler. Bir çok teori bulunmasına karşın hiç biri diğerinden daha doyurucu ve üstün değildir. Benim düşünceme göre bu sadece basit olarak “enerjidir”. Reikiyi tanımlamak, tıpkı bir avuç suyu sıkmaya benzer, ne kadar sıkarsanız parmaklarınızın arasından o kadar çok kaçacaktır. En doğrusu, Reikiyi olduğu gibi şu anda uygulamaktır. Sadece Reiki olun.

Reiki, “Usui Reiki Ryoho Gakkai” adı verilen el yazmasında sezgisel olarak tanımlanmıştır. Reiki alan kişinin ihtiyacı olan yere gitmekte ve akmaktadır. Takata, Reikinin sebeblere nüfuz ettiğini söylemektedir. Semptomları iyileştirmektedir fakat hastalığın temel sebebine gidip onu çözmektedir. Benim de sık sık ifade ettiğim gibi Reiki yapması gerekeni tam anlamıyla yapar.

Genellikle enerjinin, uygulayan kişinin başının tepesinden ve aşağıda haradan girdiği öğretilir. Daha sonra enerji, Reiki uygulayan kişinin avuç içlerinden alan kişiye akar. Bu nedenle hem uygulayan hemde Reiki alan kişi Reikiye maruz kalır. Reiki kendiniz ve başkaları üzerinde kullanılabilir. Reiki vermek ve almak genellikle barış dolu ve keyifli bir deneyimdir.

Reiki dengedir, fiziksel, ruhsal ve duygusal olmak üzere tüm seviyelerde çalışır. Reiki vücuda enerji verir ve iyileştirir. Araştırmalar göstermiştir ki, yaralanmaların iyileşme süresini kısaltıp, kan basıncını düşürüp, streslerden arınmaya yol açmaktadır ve acının dindirilmesinde kullanılmaktadır. Kişilerin kendi beyanlarına göre Reiki bir çok ciddi hastalığı iyileştirmiştir. Reiki diğer tedavilere yardımcı olmaktdır. Reiki iyileşme sürecini hızlandırmakta ve geleneksel tıbbi tedavilerin yan etkilerini en aza indirmektedir.

Reiki bir din değildir. Bir yeni çağ felsefesi uygulaması da değildir. Hiristiyan, budist, şinto, hindu ve islam dininden bir çok insan Reikiyi uygulamaktadır ve herhangi bir inanca yardımcı olan bir ruhani uygulamadır. Usui Reiki Hikkei kitabında (Usui’nin öğrencilerine verdiği bir el kitabı), Usui şunları söylemektedir; ” Benim Reikim, evrendeki sezgisel güce dayalı özgün bir metoddur. Bu güçle vücut sağlıklı olur, yaşam sevinci ve ruhun huzuru artar”.

Reiki nasıl çalışır?

Tüm canlıların sahip olduğu bir yaşam enerjisi vardır ve bu enerji doğumla birlikte getirilmiştir. Yaşam enerjisi düşük olan insanlar daha kolay ve daha sık hasta olurlar. Yaşam enerjisi yüksek olanlar ise daha dayanıklıdırlar. Reiki insanın yaşam enerjisini arttırıcı bir yöntemdir.

  Reiki uygulayıcısı ister kendine ister bir başkasına reiki uygulasın kendinden bir enerji vermez. O sadece reikiye kanal olur.Dolayısıyla enerjisi azalmaz aksine artar. Reiki kişinin vücut dengesini ve uyumunu korumasın sağlar.

 Eğer vücudunda herhangi bir yerde bozukluk yada sorun varsa bu tüm vücudu etkileyeceğinden bütüne yönelir. Günümüzde bir çok hastalığın altında zihinsel nedenlerin bulunduğu ve hastalığa yol açan zihinsel kalıplar değiştiğinde hastalığın da iyileştiği artık bilinmektedir. Reiki sadece fiziksel boyutta değil zihinsel ve ruhsal boyutta da şifa verici özelliklere sahiptir.

Reiki tıpla birlikte çalışır ve tıbbi tedaviyi asla reddetmez. Dünyada yapılan araştırmalar tıbbi tedavi gören hastaların reiki kullanmaları durumunda iyileşme hızının %50 arttığı ve ilaçların yan etkilerinden çok daha az etkilendiklerini ortaya koymuştur.

Reiki yi düzenli olarak kullanmanın bir çok faydası vardır.

Bunlardan bazıları şunlardır:

Kronik hastalıklarınızı yavaş yavaş ortadan kaldırır.

Bağışıklık sisteminizi güçlendirerek sizi hastalıklara karşı korur.

Stresli zamanlarınızda sizi rahataltır ve sakinleştirir.

Korku duygusunu yenmenize yardım eder.

Kafanız karşık olduğunda düşüncelerinizi netleştirmenizi sağlar.

Ağrı ve acılarınızı azaltır.

 

Düşüncelerinizi doğru noktaya yönlendirmenize yardım eder.

Varolan hastalıklarınızın ilerlemesini durdurur.

Vücudunuzu toksinlerden arındırır ve zehirli maddelerin atımını sağlar.

Duygusal blokajları çözer ve duygusal sorunlarınızı çözmenize yardım
eder.

Sezgisel yeteneklerinizi ve farkındalığınızı arttırır.

Vücudunuzdaki yaraların daha kolay geçmesini sağlar.

Kötü alışkanlıklarınızdan ve size zarar veren tutumlarınızdan
vazgeçmenize yardım eder.

İnsanlarla ilişkilerinizde daha sakin ve daha yapıcı olmanıza yardım
eder.

Bilinçaltınızdan kaynaklanan sorunları tedavi eder.

Kendiniz için daha doğru ve iyi olanı bulmanıza yardım eder.

Enerji vererek sizi dinçleştirir ve yaşlanma etkilerini azaltır.

Cinsel sorunlarınızın çözülmesinde yardımcı olur.

Psikolojik rahatsızlıklarda,fobilerde ve depresyonda olumlu sonuçlar
verir.

Sevgi ve ilgi duygularınızı artırır ve duygusal ilişkilerinize olumlu
katkısı olur.

Uykusuzluk, bitkinlik ve isteksizlik gibi sorunlarınızın çözülmesine
yardım eder.

Kin, nefret,öfke gibi zarar verici duygulardan sıyrılmanıza yardım eder.

Sanatsal üretkenliğinizi arttırır ve ilham almanızı kolaylaştırır.

REİKİ NEDİR? BU YOLDA İLERLERKEN NELERLE KARŞILAŞIRIZ?. HAZIRLIKLI MIYIZ?

Sunu bilin ki, her birimiz, bir fark yaratabiliriz ve hepimiz ışık işçisi olmak için o yolda ilerliyor olabiliriz. Hepinizin, ilginin odak noktası olan ya da topluma mâl olmus insanların sizden farklı olmadıgını farkına varması çok önemli. Evet, onlar özel, essiz ve kutsanmıslar, ancak sizler de öylesiniz, her biriniz. Her biri, inisiyasyonun tüm deneme ve sınavlarından geçtiler ve ruhun karanlık gecesinden geçip Aydınlanmanın Isıgına vardılar. Hepsinin ortak özelligi azimli olmaları, çünkü deneyim ne kadar acı dolu olursa olsun, kendilerini ne kadar yalnız hissederlerse
hissetsinler, ya da gelecek ne kadar karamsar görünürse görünsün, ASLA VAZGEÇMEDİLER. Sebat ettiler, ve Ruh ile birlik ve uyum içinde zaferle zuhur ettiler, çünkü İlahi Görevlerini kabul etmek ve yerine getirmek için hazırdılar.

Yüksek bir bilinç ile bütünlesmis olan birçogumuz, simdi yeni bilgilere ulasıyor, ve iç Benliginizde bir uyum hissi duyumsuyorsunuz. Yine de süpheleriniz var ve digerleri ile iç görülerinizi paylasmak konusunda sessiz kalıyorsunuz ,çünkü kendinizi garip bir duruma düsürmekten ya da ne ögrendiginizi anlatırsanız sizinle alay edileceginden korkuyor olabilirsiniz. Yeni aydınlanmıs halinizin tek örneginin siz olmamanız gerektigi ve edindiginiz bilgi ve anlayısı digerleri ile paylasarak bir sonraki asamaya geçebileceginize dair bir evrensel yasa vardır. inisiyasyon yolunda yürüyen bir ögrencisiniz, ruhsal uzmanlık ve birlikte-yaratma pratisyenisiniz ve ayrıca, hareketleriniz, sözleriniz ve tavırlarınız ile paylasacagınız bir mesajı olan bir öğrencisiniz de aynı zamanda bunu unutmamamız lazım.

Yani, genislemis realitenizde ve Varolus halinizde, birçok düsünce formu, alıskanlık, kültürel tabular, sartlı tepkiler ve kabul edilmis davranıs biçimleri ıslah edilmekte ve degistirilmektedir. Sizden cesur, yenilikçi olmanızı ve sıradanlık kalkanının ardından çıkmanızı, farklı olma cesaretini gösterebilen öncüler olmamız istenir. Bu, gücünüzü kabul etme ve elinde tutma sürecinin yüzlerinden ve asamalarından biridir, sevgili ışık yolcuları. Kitleleri takip etmek kolaydır, popüler ve kabul edilmis inançların yapısı içinde, geçmis çaglarda yönetimi elinde tutanların ortaya koydugu sınır ve kurallar içinde kalmak kolay yöntemdir.Oysa biz yeni elçiler hep birlikte ,birlik ruhu ile hareket ederek ve madde teorilerine tlıkmadan yolumumuza hebirlikte devam etmeliyiz.

Sonuç olarak, önderlik rolünü üstlenecek ve hükmetmeye hazır Isık üstatlarının, Ruhun savasçılarının, rehberlik ederken ve yönetirken örnek teskil etmek ve yeni vizyonu, Gökyüzü ve Yeryüzü için yeni planın odagını tasımak, bunun hepinizin en yüksek hayrı için meydana getirildigini görebilecek kisilerin olması kaçınılmazdır. Hepinizin oynamak için bir rolü var. Bir daha asla otoritenizden ödün veremeyecek ya da digerlerini sizi götürdükleri yöne dogru ilerlerken kendi yolunuzu bulacaksınız.Yolunuzda Aktif bir rol almalısınız, ve İlahi Benliginiz tarafından size verilmis görevin gerektirdigi rolü oynamak zorundasınız, bu da sizin bütüne olan armagan ve katkınız olacaktır.

Bütünlügünüz içinde kalıp, yargılamadan ama sevgi dolu enerjinizi onlara yansıtarak, ve bir üstadın tutumu ile öğrencilerinizi yönlendirmeli ve daha verimli alanlara dogru yolda devam etmelisiniz. Onların zihinlerini degistirmek için çabalamamalısınız, ancak örneklerle, anlayabilecekleri düzeyde konusarak ve Yaratıcı ile Birlik’e giden bir çok yolun oldugunu söyleyerek onlara gerçegi ögretmelisiniz. Nazik ama kararlı; sefkatli ama onların dramlarına, elemli hikayelerine kapılmadan; neseli ve hevesli olun ki sizi bu kadar farklı kılanın ne oldugunu merak etsinler. Kesinlikle, fark edecek ve merak edecekler ve bir gün, önemseyecekler çünkü onların aura alanlarına ve kalplerine degisim tohumlarını ekmis olacaksınız. Bu tohumlar yadsınamaz, yeserecek ve birgün patlayıp ilahi bir rahatsızlıga açacaklar, bu da onları ögrencilik yoluna dogru itecektir.

Ve böylece, sevgili üstadlar, gelecek günlerde yaklasan zorluklarda bir öneride bulunmak istiyorum: İlahi Güç, irade ve Otorite en önemli dersimiz. Simdi zamanıdır, hep Varlıgınızın en derinlerinde hayal ettiginiz, özlediginiz ve hazırlandıgınız o zamanlar basladı. Çünkü insanlıgın daha yüksek bir farkındalık haline tekamülünün kanıt ve cevheri, Yeryüzündeki herkes ve her sey için daha görülebilir düzeyde olamya başladı.
Derslerimizi iyi öğrenip sabırla uygulamalıyız. Ego-benliginizi dizginleme ve Yüksek benliginiz ve Tanrı Isınınız ve İlahi Benliginizin harika nitelik ve yetileri ile onu uyumlandırma yolunda iyi gidiyoruz.

Düsüncelerinizi kontrol etmek ve duygularınızı dengede tutmak için mücadele ediyoruz. Artık biliyoruzki ki saf sevgi kalbin pınarlarından çıkmalı ve digerlerine kutsal armagan olarak yayılmadan önce ilkolarak kendi Benligimize nüfuz etmelidir. Yargısız ve objektif olmak için büyük çabalar sarf etmeliyiz, kalbinizde merkezlenmis kalırken baskaları ile ilgili olayların ve etkilesimlerin akıp gitmesine izin vermeliyiz. Bilgi hazine sandıgındakileri kilit altından ortaya çıkarabilecek sırları kavramaya baslıyoruz ve sıırın anahtarını keşvediyoruz tekrar.ve tezahür ettirme yetisinin SİMDİde, anda yasamaktan türedigini anlamaya baslıyorsunuz. Yüksek boyutların sükunet ve sihirli özelliklerini, yüksek bilincin farklı seviye ve frekanslarına girip çıkarak deneyimliyoruz ki, ve biliyoruz ki iste burası bizim yaşamak ve olamak istedğimiz yerdir.

Evet, hala ögrenilecek çok ders var ve her zaman da olacak, ancak hergün deneyimledigimiz hayatın dansı ve dramındaki adalet ve kusursuzlugu görebilecek bir içgörüye sahip olduk artık. ;leri dogru dev bir adım atmak için hazırlanıyoruz.Bütün ışık işçileri; bu büyük olayda, Yeryüzünün ve insan türünün yükselisinde, layık oldugunuz yeri almanızın zamanı gelmistir. Isık katsayımız artıyor ve diger aydınlanmış varlıklar ile baglantıya geçtikçe güç ve ivme kazanıyoruz. eviniz – gezegeninizin Altın Eterik Agına nüfuz ediyor. Hepiniz yükselis merdivenindeki bir sonraki basamaga çıkıyoruz. Kitlelerin uyanısı hızlanırken ve toplum bu bilince girmeye başladı.

Bazılarımızda hala süphe ve tereddüt var çünkü egonuz, zihninizi korku ve yetersizlik düsünceleri ile tıkıyor. Üzerinizdeki kontrolünü devam ettirmeye çalısırken, ego-benliginizin içinizden fısıldadıgını duyuyorum, “Ne yapabilirim? Nasıl hizmet edebilirim? Ne önerebilirim?”AMA ŞUNU BİLMELİYİZ Kİ kalbimiz güçsüz, ruhumuz cesaretsiz olamamalı, çünkü önümüzdeki yıllarda kendine-hakim-olma yolunda bütünlüge dogru ilerlerken, dünyanız ve realite resminiz önemli ölçüde degisecek. İlahi mirasınızı alırken cesaret ve kararlılıkla öne adım atmanın zamanıdır.

Bu miras, bizi çok yakın bir gelecekte bekliyor, cesur savasçılarım, ancak bilinçteki bir sonraki maceranızın yöneticisi ve katalizörü haline gelirken, harika yeni dünyalar biçimlendirmek ve yaratmak için gerekli olan enerjiyi evrensel Isık özünden kendinize çekmemiz gerekiyor. Vizyonumuzu, heyecan ve cesaret duyguları ile asılamalısınız; topluma karsı dururken ve kolektif bilincin dar bogazından yüzeye dogru çıkarken cesur ve korkusuz olmalıyız. Basarı ile birlikte titresen sözler söylemelisiniz, ve tutumunuzu korumalı ve bir pozitif ışık sarmalı gibi hareket etmelisiniz. Ruh ile uyum içinde oldugunuzda, özgürce ve sevgi dolu bir niyetle verdiginiz her seyin size on kat fazlasıyla geri dönecegini kendinize kanıtlamak için her seyinizi riske atma cesaretini göstermelisiniz.

Simdi, hiç olmadıgı kadar, tezahür ettirme araçları parmaklarınız ucunda duruyor. Rahat alanınızdan dısarı çıkıp size hizmet etmeyen her seyi salıvermek zorundasınız. Hepiniz, bunu nerede tatbik edeceginizi biliyorsunuz, çünkü aylardır ve hatta yıllardır karsınızda gözlerini size dikmis bakıyor ve bu durum gittikçe daha da dayanılmaz bir hal alacak ta ki siz fikrinizi degistirip sizi engelleyen o seyi salıverene kadar. SEVGİLİ ÖĞRENCİLER……..FARKINDALIK GELDİĞİNDE IŞIK YOCUSU OLAMA KAPISI SİZE HER YERDE AÇILACAKTIR.

Sevgili IŞIK YOLCULARI, bu harika degisim zamanlarında, sizden çok uzun zaman önce alınmıs olan, Varlıgınızın derinliklerinde hasret duydugunuz, Yaratım enerjileri ile aranızda tekrar bir baglantı kuracak olan o seyi size TANITMAYA ÇALIŞTIM: İlahi İrade, Güç, Gerçek ve Cesaretin İlk IŞIĞI. Gelecege giden yolculugunuzda size yardımcı olacak bilgi ve araçlara artık yakınız. Bu harika lütuftan faydalanıyor musunuz? Daha ne bekliyorsunuz?

Sonuç olarak Reiki benim hocamın da söylediği gibi: “İNSANLARDA OLAN BİR ŞEYİ HATIRLATMAK İÇİN OYNANAN BİR OYUNDUR
Unutma perdesi, hafızanızdan hızla kalklakmkta ve Aydınlanma bilincini tam olarak benimsenebilmektedir. Eğer alamaya hazırsanız yeniden bir kez daha, bu ısık tacı, basınızın üstünde parlayacak ve sonsuza kadar bir ilahi Varlık olarak, Anne/Baba Tanrımız ve Yüce Yaratıcımız için görevde bulunan bir Isık elçisi olarak tanınacaksınız.

İnsan türünün bir koruyucusu ve Yaratıcı Gerçegin tasıyıcısı olmaktan onur duyabilirsiniz.

Yüksek bilinç alemlerine geri dönmeye ve ;lahi mirasınızı almaya hazırsanız şu andan itibaren bir ışık işçisi oldunuz zaten.

Fiziksel,psikolojik ve zihinsel sorunların çözümlenmesine yardım etmesi ve diğer pozitif etkileri hem iş yaşamında hem duygusal yaşamınızda hem
de sosyal ilişkilerinizde sizi destekleyecek ve çok daha mutlu bir insan olmanıza yardım edecektir.

YOLUNUZ IŞIK OLSUN ….

Reiki ile Tedavi Ettiğim Öğrencim…

PVCM (paradoxical Vocal Cord Movement) ses tellerimin düzensiz çalışmasından dolayı 2006 yılının Mayıs ayından beri nefes alma güçlüğü çekmekteyim.  Doktorum İsmail Koçak beyin hastası olarak birçok teedavi aşamasından geçtim.  Bunlar ses terapisi, reflux tedavisi, botox, reflux ameliyatı ve bir botox olarak sısrasıyla uygulandı.  Ayrıca psikoterapiye de gidiyordum.  Tedavilerim sayesinde zaman geçtikçe bir iyileşme oldu ve en son yoga hocam Banu Değer hanımın uyguladığı 5 seans tam ve 3 yarım reiki neticesinde büyük ilerlemeler oldu.

Reiki insanın ruhunda veya bio enerjisinde olan açıkları kapatarak uygulanan bir şifa yöntemi imiş.  İlk başta inancım çok yüksek değildi ama daha ilk uygulamadan itibaren nefes alış verişimin özellikle akşamları (saat 18:00’den sonra genelde kötüleşiyor uyku haline geçene kadar beni zorluyordu) düzeldiğini farkettim.  Reiki Banu hanım tarafından ben sırt üstü ve yüzüstü rahatlamış (meditasyon da gibi ve bilinçli durumda) vaziyetteyken uygulandı.  Vücudumun belirli noktalarından Banu hanımın bana enerji transfer ettiğini ellerinin de sıcaklığından farkedebiliyorum.  Sadece nefes alışım değil genel olarak enerjimde de artış oldu, daha sakin, daha konsantre ve pozitif olmaya başaldım (tabiiki bunlar daha iyi nefes almaya başladığımdan da kanynaklanmaktadır).  Her uygulamadan sonra meditasyonun ötesinde bir rahatlık, mutluluk, sakinlik ve pozitiflik kuşanıyorum.

 

Reiki seanslarına devam edeceğim ve ben de reiki yapmasını öğrenmek için eğitim alacağım yakında.

Incoming search terms:

  • reiki nedir

Yogilates nedir ?

Yoga mı yapmalıyım? PİLATES mi? O zaman YOGİLATES en ideali.

Son yıllarda insanlar zinde olmayı, zihinsel ve bedensel bir deneyim olarak algılamaktalar. Egzersizlerde “zihinsel ve bedensel” yaklaşım kişinin ilgisinin daha yoğun olmasını sağlar ve uzun vade de çok daha etkilidir. Egzersiz programına “zihin ve beden” unsurlarını katmak isteyenlerin sıklıkla sorduğusoru şudur Yoga mı? Pilates mi? Aslında her birinin kendine özgü bir yaklaşımı vardır. Birini diğerine tercih etmeniz kişiliğinize ve yaşam felsefenize bağlıdır.   Eğer zamanınız varsa ikisini de yapabilirsiniz tabiî ki.

Şunu bilin ki bu iki disiplinde yeni değildir. Yoga 7-8 bin yıl önce Hindistan’ da ortaya çıkmıştır ve binlerce yıldır da yapılmaya devam etmektedir. Bedensel ile ruhsal bilinci birbirine tanıtan tam ve bütünleyici bir sistemdir. Yoga aklın sakinliği içinde tam ve bütün olarak kalabilmek yaşanan olaylardan etkilenmeden ve etkilemeden durumların ve şartların içinden geçebilmektir.Yoga ile karşılaştıracak olursak da pilates çok daha yeni bir tekniktir. 1920′ lerde Joseph Pilates tarafından birinci dünya savaşında yaralanan askerlerin rehabilitasyonu için geliştirilmiştir. İkinci dünya savaşı öncesinde Amerika’ya yerleştikten sonra, bu çalışması öncelikle dansçıların çok ilgisini çekti. Bu çalışma ile vücutlarının daha ince ve uzun bir forma girdiğini ve sakatlandıktan sonra tedavilerinin hızlandığını saptadılar. 1990′ ların ortasından bu güne kadar Pilates bir ana akım olarak süre geldi. Yoga ile Pilates arasındaki en büyük fark, Pilatesin yaklaşımı Zihinsel ve Bedensel, Yoganın yaklaşımı ise Zihinsel, Bedensel ve Ruhsaldır.

  • Yoganın öğretisi hayatımıza denge, kendimize ve çevremize özen ve kişisel gelişim getirir.
  • Bunları bir pilates dersinde bulamazsınız; çünkü pilates dersinde sadece zihinsel odaklanma, nefes ve hareket vardır.
  • Yoga çalışması bütünsel yaklaşır her alanda dengeyi önemser, tüm kas guruplarını eşit şekilde kuvvetlendirir.
  • Pilates ise genelde ana kaslar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bedenin kuvvet noktalarındaki esas kas guruplarında çalışır ve kuvvetlendirir. Özellikle karın kasları üzerine ağırlıklı olarak çalışma yapar.
  • Yoga statik duruşları kapsar, bu duruşlarla beraber nefes alıp verme, ruhsal durum ve duylar üzerinde de çalışılır.
  • Pilates ise bedenimizin kuvvetlenmesi için daha dengeli olmasını sağlayan çalışmalara yoğunlaşmıştır.
  • Yoga güçlenerek esneklik sağlama üzerinde durur ve ikisini de önemser. Bunlarda esneklik ve kendi kas gücü le zorlamadan yapılan harektler dizinidir.
  • Ayrıca yoga da nefes teknikleri çok değişiktir ,plateste ise kendi nefes tekniği kullanılır.
  • Pilates ise vücudun belirli bir şekil alması için yapılan çalışmalar bütünüdür.

 İkisi arasında seçim sizin ne aradığınıza bağlıdır; eğer  vücudunuzun özellikle karın bölgesinin belli bir şekil almasını amaçlıyorsanız Pilates iyi bir seçimdir.Esneklik üzerinde daha çok duruyorsanız, stresinizi azaltacak ve sessizlik içinde tüm kas gruplarınızı (ince ve kalın) çalıştıracak bir yol arıyor iseniz Yogayı tercih edilmelidir. .. BU BAĞLAMDA SİZİN TERCİHİNİZ YOGİLATES İSE                                                                                                             
YOGİLATES NEDİR?

  Pilates, Joseph Pilates tarafından birinci dünya savaşında yaralanan askerlerin rehabilitasyonu için geliştirilmiş bir tekniktir.Zaten ana hareketlerin tümü yoga asanalarından türemiştir. Yogilates te yoga ve pilates hareketleri birlikte kullanılır Ayrıca bu hareketlerin zaman içerisinde, vücudu daha ince bir forma soktuğu, kasları sağlamlaştırarak düzgün ve sıkı bir beden sağladığı fark edilmiştir.  Yogilates hareketleri ayrıca bazı sakatlıkları daha çabuk iyileştirdiği için yardımcı tedavi olarak ÖZELLİKLE Amerika da ve dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır.

YOGİLATES HER YAŞATA VE DURUMDA YAPILABİLECEK BİR UYGULAMADIR.

Yogada kullanılan nefes tekniklerine ilave olarak tekrar yapılan hareketlerde özel pilates nefes tekniği hareketlere eklenir.Pilates nefes ve hareket koordinasyonunu sağlayan bir öğretidir.

Dersler sırasında nefes kapasitesi artar, vucuda daha fazla oksijen girer ve düzgün nefes çalışmaları ile kanda laktik asit birikmediği ve toksinler nefesle atıldığı  için dersten sonraki günlerde vücutta herhangi bir ağrı ortaya çıkmaz. Yoga da denge önemlidir, Pilates te ise ana kas gurupları. Yogilates te işte bu iki önemli özelliği birlikte kullanır. Ayrıca karın kasları üzerinde daha yoğun hareketler çalışmalara önem katar.

Kullanılan nefes teknikleri kalp ve tansiyon rahatsızlıkları olan kişilerde son derece yararlı etkiler ortaya çıkartır. Süreklii hareketsiz çalışmaktan dolayı bel ve sırt ağrısı çekenler ve bedensel rahatsızlıkları olanlar (fıtık,skolyoz,ankilozan vs.vs.)güçlenen kas yapısı ile birlikte bu ağrılardan kısa sürede kurtulurlar.Vücudunda sarkmalar ve yağlanmadan dolayı deformasyon olan kişiler de sıkı ve biçimli bir siluet için Yogaletes  yapabilirler.

Yogilates çalışmaları yüksek tempolu ve ani hareketlerden oluşan Aerobik_Step çalışmalarının tam aksine vücudun temel ritmi sayılabilecek soluk alma ve verme ritminde yapılır. Ayrıca profosyonel bir eğitimci ile birlikte yapılan Yogilates çalışmalarında kandaki oksijen seviyesi hep yüksek kaldığından daha çok enerji harcarsınız. Dersten sonra ilk olarak cildinizde olmak üzere bu etkiyi hemen fark edebilirsininiz.

Ayrıca Yogilates yer ve zamana bağlı olmadan yapılabilecek bir uygulamadır. Uygun ve profesyonel bir eğitimle iş yerinde de kısa süreli Yogilates çalışmaları yapılabilir.

Sonuç olarak Yogilates bedeni tepeden ,tırnağa yeniler. Yapılan egzersizler, vücudu sıkışlaştırıp forma sokar. Daha çok nefes tekniği kullanmak ve öğrenmek fırsatına kavuşursunuz. Eksersizler, karın ve sırt bölgesini aynı oranda güçlendirdiği için sağlam bir duruş ve iskelet ortaya çıkar. Sakatlanmalar asla olmaz ve oluşmuş olanlarda gün be gün düzelir. Fiziki dayanıklılık artar, Metabolizma hızlanır. Huzurlu, güçlü ve sağlıklı bir bedene

Ve ruha sahip olunur.

Bu bağlamda Yogilates Yoga ve  Pılates hareketlerinden ve tekniklerinden maksimum oranda yararlanacağınız süper bir çalışmadır.

Saygılarım ile

Yoga ve Yogilates eğimeni,

Banu DEĞER

Hamile Yoga’sı nedir ?

Burada yazılan yazılar tamamen gerçek öğrenci yazılarıdır.Derslerde çok güzel arkadaşlıklar kurulup sonrada bebeklerle birlikte görüşülmeye devam ediliyor.Hatta beraber guruplar oluşturup çabuk toparlanmaya gelen bir sürü öğrencim var.Ve doğumların yüzde yüze yakını eğer özel bir terslik olmaz ise normal ve kısa bir doğum olarak gerçekleşiyor.On senelik eğitim hayatımda yaptığım en iyi seylerden biri de hamile yogası normal doğum dersleri açmak oldu .Sizlerle birlikte sağlıkla bebekleri buyutüp sonra da bir sürü toruna sahip olmam müthiş bir duygu.İyi ki varsınız ve iyiki bu derslerde sizlerle birlikteyim.Grup derslerinde buluşmak dileğim ile.

Banu Deger.

Bebekler ve Annelerimiz Albümü 

BAZI ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ

 Merhaba Banu Hocam

Tüm sezeryan diye ısrarlarıma rağmen (siz ne kadar kızsanız da bana:) oğlum sizin sözünüzü dinlemek istedi ve 25 Nisan sabahı 3:15 de normal yollarla dünyaya gelmeye karar verdi…Hastaneye gece 12 de gittiğimizde doktorlar bile oğlumun bu kadar çabuk (3 saat içinde) ve kolay doğacağını tahmin etmiyorlardı..

Ben de başından böyle olacağını bilseydim, sezeryan diye tutturmazdım sanırım 🙂

Doğumumda 19. haftamdan itibaren devam ettiğim yoga derslerimin çok çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Hatta hatırlarsanız salı günü son derse gelmiştim, cumartesi de gecesi de doğum yaptım.Hiç anestezi almadan, sadece nefes teknikleriyle son derece rahat bir doğum gerçekleştirdim. Ve de ertesi gün evde koşturup duruyodum.

Benim hamilelere nacizane tavsiyem düzenli olarak yogaya devam edip, gerisini tabiat anaya bırakmaları..

Size bu vesile ile tekrar çok teşekkür etmek istiyorum, sayenizde rahat, sakin ve kolay bir doğum gerçekleştirdim.. Yaşlanıp da sırt bel ağıları için değil de inşallah daha kısa sürede normal yoga derslerinizde tekrar sizinle bir araya geliriz.

Not: Oğlan biraz toparlansın, elinizi öptürmeye getireceğim..
Kendinize çok çok iyi bakın, kızlara selam..

Beril Balcı / 11.05.2010

 

Tülay Kaptan

Merhaba;

30 yasinda 30 haftalik gebeyim 🙂 yaklasik 1 bucuk aydir hamile yogasi yapiyorum.

Hamileligimi yoga sayesinde cok rahat geciyor.

Kendimi bildim bileli kucultmeye calistigim kalcalarimi yoga sayesinde 1 bucuk santim kuculttum hemde hamileyken 🙂

Insallah normal dogumuda rahatlikla yapacagim.

Artik yoga vazgecilmezim oldu 🙂

Hersey icin tesekkur ederim.

Sevgiler

Tulay

Hamilelik, erişkin bir kadının yaşayacağı en güzel dönemlerden biridir. Her hamilelik kadının bütün gücünü ve esnekliğini keşfedeceği en önemli fırsattır. Gebelik süresince kadının vücudunda fiziksel, hormonsal ve psikolojik birçok değişiklik meydana gelir. Bebeğin ana rahminde büyümeye başlaması ile, rahim büyür ve ağırlığı artar.

Buna bağlı olarak annenin vücut ağırlık merkezinde değişikler olur. Bu durum omurganın yapısını bozar, bel ve sırt omurlarında, bacaklarda ağrılara sebep olur. Hormonsal değişiklikler göğüslerde ve birçok eklemde daha önceden hissedilmeyen bazı rahatsızlıklar ortaya çıkarır. Uzun bir süre yaşanacak fiziksel aktivitelerdeki kısıtlanmalar ve hamileliğe bağlı bu hormonsal değişimler kadının psikolojik dengesi üzerinde de önemli ölçüde değişikliklere ve olumsuzluklara neden olur.

  Hamile olduğunu öğrenen pek çok kadın genellikle benzer duygular yaşar. Önce büyük sevinç, mutluluk ardından sorular, sorular. Genellikle sorulanlardan biri de; “Doğuma nasıl hazırlanabilirim?”dır.  İşte bu dönemde sıkıntılarla ve ağrılarla ve sorunlarla başa çıkmak için kökleri çok eskiler dayanan Yoga denenmelidir. Çünkü hamilelikte uygulanan yoga, anne adayını sadece doğum için değil, doğum öncesi ve sonrası için de hazırlamaktadır.

Yoga Sanskritçede birleşme ve birleştirmeye ulaşılan birliktir. Benimizin, zihnimizin ve ruhumuzun birleşmesidir. Genellikle şehir yaşamında vüdumuzu forma sokmak için spor yapmakta, entelektüel zekamız için kitap okumakta ve bilgi edinmekte veya araştırmalar yapmaktayız.Ancak hep ruhumuz bütün bu güzelliklerden nasibini almaz ve onun için bir şey yapmak aklımıza gelmez.Seyahat veya dinlenmenin bizim için yeterli olacağını sanırız.Oysa sağlıklı olabilmek için dünya sağlık örgütünün dediği gibi beden,zihin,ahlak ve ruh sağlığı birlikte olmalı ki kendimizi tam huzurlu,sağlıklı hissedebilelim.İşte bu konuda tapacağımız en önemli çalışama olarak Yoga ve nefes teknkleri oraya çıkmaktadır.

  Özellikle ilk kez hamile olan anne adayı için hamilelik, büyük bir keşif yolculuğu gibi görülebilir. Anne adayının sadece fiziksel görünümü değişmekle kalmıyor, İşin içine duygular ve zihin de giriyor. Anne adayı bu dönemde olabildiğince bilgi almak ister. Bu aşamada belki de öğrenilmesi gereken en önemli bilgi doğru nefes almak ve nefes teknikleridir. Yogada doğru nefes alıp vermek ilk adımdır. Hamilelik sırasında yaşanan yorgunluk, uykusuzluk, sürekli uyuma isteğinin bir nedeni de doğru nefes almasını bilmemekten kaynaklanmaktadır. Pranayama teknikleri doğru nefes almayı öğretip, akciğer kapasitenizi arttırırken hamilelik sırasında sizin ve bebeğinizin daha çok oksijen almasını sağlar. Ben kendi deneyimlerimden doğan bebeklerin (yoga çalışması yapan anne adaylarının) daha kilolu doğduğunu özellikle gözlemledim.

Asanalar ve pranayamauygulamaları ağırlık artıkça rahatsız olan bel ve omurga kaslarımızı güçlendirir. Bedenimizin etrafında oluşan belli bir enerji akımı çakralarımızdan ve altındaki  salgı bezlerimizden daha çok faydalanmamızı sağlar. Beden etrafında belli bir aura katmanı oluşur. Bu da hamilelik döneminde sizi bütün ruhsal travmalarınızdan korur. Böylece ruhsal  ve bedensel  olarak artık daha güçlü bir hamilelik geçirme şansına sahip olursunuz. Zamanla artık doğumla ilgili korkular azalır.Dışarıdan gelebilecek travmalar sizi hiç etkilememeye başlar.

Fiziksel sorunlar tamamen ortadan kalkar. Sırt ağrısı, dolaşım ve sindirim sorunları yok olur. Bulantılar genellikle olmaz. Ağırlıktan ortaya çıkan duruş bozuklukları en aza iner.Yoga çalışmaları ile  doğumu kolaylaştıracak asana (duruşlar), anne adayının vücudundaki değişime daha kolay uyum sağlamasına da yardımcı olur. Asanalar sayesinde, hamilelik nedeniyle gerilen bazı kaslar gevşetilerek anne adayı rahatlar.

Güçlendirilmesi gereken, özellikle doğum sırasında anne adayına yardımcı olacak kaslar için de ayrı çalışmalar uygulanır. Hamilelik sırasında yaşanan sırt ağrıları, dolaşım ve sindirim gibi sorunlar, asanalar sayesinde minimuma iner. Hamileleri düşündüren bir başka konu da doğum sonrasında vücudun alacağı formdur. Asanalar, anne adayına bu konuda da yardımcı olmaktadır. Yoga, hamilelik sırasında vücudun formda kalmasını sağladığı gibi, doğum sonrasında da vücudun yoga yapmayanlara göre daha kısa sürede toparlanmasını sağlamaktadır. Ayrıca anne adayı esnekliğini de kaybetmeme şansına sahip olur.

Hamilelik sırasında yaptığınız düzenli yoga programı ile vücutta meydana gelen Ödemler(el ve ayakta şişmeler) ve özellikle son aylarda sıkça hissedilen kramplar azalır.Karın kaslarını güçlendirerek masaj etkisi yapar ve bağırsak hareketleri daha rahatlar.İştahınızı daha kolay kontrol altına alabilirsiniz.

Anne adaylarının en büyük korkularından biride doğum sancılarıdır. Hormonlar da bu endişelerinizi tetikler. Yoga çalışmaları, anne adayının sinir sistemini rahatlatıyor ve onun kolay bir hamilelik geçirmesini sağlarken, doğum sonrasında da annenin bebeği kabullenme sürecini hızlandırmaktadır. Ayrıca ansalar doğum kanalını rahatlatıp genişlettiği için doğumun daha hızlı ve kolay olmasını sağlar.

Yoga çalışmasının bir basamağı olan meditasyon da, hamilelik sırasında daha da büyük önem kazanmaktadır.  Anne adayı meditasyon sayesinde zihinsel kontrolünü güçlendiriyor ve her türlü stresi, rahatsızlığı zihninden uzaklaştırabilecek duruma gelmektedir. Bu durum anne adayının bebeğiyle kurduğu sevgi bağını daha da güçlendirmekte ve kendini daha huzurlu ve mutlu hissetmesini sağlamaktadır. Yoga derslerinde ayrıca normal doğum yapmak isteyen anne adayına, doğum sırasında uygulayacağı nefes teknikleri de detaylı olarak öğretilmektedir.

Hamilelik yogası 3 er aylık dönemler halinde ayrı, ayrı hazırlanmış programlar olarak uygulatılmaktadır.Bu dönemler için ayrı, ayrı asanalar uygulanır.Bebeğin ruhsal gelişimi  anne rahmine düştüğü andan başlayıp Doğumdan sonraki üçüncü ayda tamamlanır. Bu nedenle sağlıklı bir hamilelik geçirmek bebek doğduktan sonra geçecek üç ay içinde çok önemlidir. Hem hamilelik döneminde hem de sonrasında geçirilen her huzurlu ve sağlıklı an bebek ve anne için çok önemlidir. Mutlu bir hamilelik ve mutlu bir anne olmak için yapacağınız Yoga çalışmaları sizin ve bebeğiniz için dingin, neşeli ve sağlıklı bir ortam oluşturur. Bu da hem huzurunuz, hem sağlığınız, hem de, doğacak olan bebeğiniz için sonsuz büyük bir keyif demektir.

Ben 24 yaşımda oğluma hamile kaldığımda uzun senlerdir yoga yapmakta idim. Ve hamileliğim boyunca da ara vermeden devam ettim. Hayatımın en sağlıklı ve bedenen güçlü dönemini geçirdim. Oğlum çok kilolu olmasına rağmen kolay ve keyifli bir normal doğum gerçekleştirdim. Bütün anne adaylarının da yoga ile bu kadar rahat bir dönem geçirebileceğini kendim de deneyledim.
Her anne adayının böyle güzel ve sağlıklı hamilelik geçirmesi dileği ile.

12)DOĞUM YAPAN BİR ÖĞRENCİM…..

Yoga ile ilk tanışmam yaklaşık 7 yıl önce eşimin ablasının vasıtası ile olmuştu. Utanarak itiraf etmeliyim ki o dönemde daha önce de hakkında bir takım şeyler duyduğum yoga ve felsefesine yaklaşımım çok cahilce ve negatifti

Fazlası ile pratik biri olarak yoganın benim gibi güçlü !!!!!!!! birine pekte katkısı olamayacağına emindim. Bu tür yaklaşımlar ancak zayıf ve arayışta olan insanların oyalanma vesilesi idi.

Sanırım dünyayı yaşanır kılan en güzel şeylerden biri insanların olduğu gibi kalmamaları ve gelişime açık olmaları.

2007 benim için öyle bir yıl oldu ki bu olumlu gelişimi yaşama fırsatını buldum. Yılın ilk aylarında anne olacağımı öğrendim ve tamamen içimden gelen bir dürtü ile yoga yapmaya karar verdim.

Halbuki o güne kadar çevremden empose edilen bir hamile için yürümenin yeterli olduğu idi.

Hamileliğimin 4. ayında yogaya başladım ve sanırım huzurlu, mutlu, canlı ve keyifli bir 9 ay geçirmek için en iyi yolu bulmuş oldum.

Hamileliğimin son gününe kadar hatta doğuma 10 saat kalana kadar çalışan biri olarak haftada 2-3 kere gittiğim Yoga Evim benim kendim ve bebeğimle baş başa kalabildiğim , dinlendiğim, enerji depoladığım ve tümgünlük sıkıntılarımı unuttuğum bir yer oldu.

Yoga mutlak faydalı fakat bunu kiminle paylaştığınız ve kimden öğrendiğiniz de bir o kadar önemli. Banu Hoca’ya bu konuda şükran borçluyum. Hamileliğimden dolayı tek başıma katıldığım derslerde Banu Hoca bana sadece Yoga öğreten kişi olmadı sabahın 7.30 unda bile gülerek kapıyı açan, bütün bunalmışlıklarımı hafifleten ve bana adeta anne şefkati gösteren bir arkadaş oldu.

9 ay boyunca normal doğum planlamama rağmen oğlum ali Durul’u biraz da doktorumun etkisi ile KORKUMDAN sezeryanla doğurdum.Yoga yapmamın temel nedenlerinden biri kolay doğumdu ancak ben yoganın olumlu etkilerini doğum sonrası yaşadım ve yoganın faydalarını sezaryen sonrasında bile gördüm. İnsanlar yataklarından kalkamaz ve sancı çekerken ben kendi kendime dolaştım, oğlumu emzirdim, altını değiştirdim ve gelen misafirlerimizi ağırlayabildim. Yoganın katkıları sayesinde vücudumu öyle kullanır hale geldim ki ağrı ve sancının esiri olmaktan kurtulmuştum. Hastaneden eve geldiğimiz 3. günden itibaren ise normal hayatıma dönmüştüm bile.

Şimdi oğlum 1.5 aylık ve biz onunla Banu Teyzesine gidip yoga yapmak için sabırsızlanıyoruz. Yeni yılda ailece  yoga yapıyor olacağız ve bu sayede eminim çok güzel bir 2008 geçireceğiz.

SEVGİLER.

BANU DEĞER.

Om Nedir ?

Om sesinin evrenin doğuşundaki ilk ses olduğu düşünülür ve tüm seslerin bu sesten türediği söylenir. Evrenin yaradılışı sırasındaki patlamada bu sesin çıktığı ve evren hala yaratılmaya devam ettiği için de bu sesin hala bu ses üzerine çalışan kişilerce duyulabildiği söylenir. Bu tip içsel seslere “leya” ismi verilir ve sesin özellikle Anahata – Kalp çakrasndan duyulduğu düşünülür. Yani siz bir mantra yı zikredersiniz ve bu mantranin aksini kalp cakrasinda hissedersiniz / duyarsınız. Tıpkı bir dağa karsı ses çıkarmanız gibi, o ses size geri doner.

Diyelim ki bir düşünceniz var ve tezahür etmedi.Bu düşünceyi tezahür ettirmek istediğinizde kelimelere dökersiniz.Ağzımızı açamadan ağzımızın ilk hareketi( mmmm) dır.ağzımızı açıp ilk kelimeyi söylemeye başlayınca(A) SESİ çıkar.Konuşma yine (M) sesi ile biter.Diyaloglarımız hep (m) ve (a) sesi arasındadır.Ve arasında (u) oluşur.Tezahürde (M) ve (A) sesi arasındadır.

MEDİTASYON da tekrardan A ile başlayıp M ye giden bir sessizliktir. Köprü sesi burada U dur. Om mantrasi inisiasyona gerek duyulmadan herkesin tekrar edebileceği evrensel bir mantradir. Çünkü normalde mantra çalışmaları için özel bir inisiasyon önerilir. Bunun nedeni, kişinin titreşimini bilen bir hocanın – bu kişinin bu nedenle bir sure sizinle çalışmış olması istenir- bu titreşimlere uygun bir mantra vermesi ile olur. Ancak dediğim gibi, eğer kişinin niyeti saf ve temiz ise ve özellikle “sağduyulu” davranıyorsa, bazı mantralari da tekrar edebilir.

 Burada dikkat edilmesi gereken şey, kişinin mantrayı okuması sırasında kendini mutlu ve zinde hissetmesidir. Unutulmamalıdır ki, hayatımızda yaptığımız her şey gibi, yogayi da mutlu olmak için yapıyoruz. Eğer tekrarladığımız mantra bizi korkutuyorsa, huzursuz ediyorsa ya da belli veya belirsiz bir nedenden dolayı rahatsız ediyorsa, okunmaması tavsiye edilir. İste kişinin kendi öğretmeni olmasından kasıt bu şekilde kişinin kendini gözlemlemeye başlamasıyla mümkündür. Kişi kendini tanıdıkça, kendi kendine de doğru çalışmaları yapabilir. Yine de elbette eğer mümkünse, tüm bunlar yerine bilen bir eğitmenin yanında olmak önerilir.

  Aum çalışması yaparken sesli veya sessiz yapabiliriz.Yalnız şunu unutmamak gerekir:Bu çalışmayı yaparken verilen nefesi dörde bölmemiz lazımdır.A bir nefes,U bir nefes,M bir nefes ve GERİ KALAN DÖRTTE BİRLİK KISIM SESİZLİK olmalıdır. Ya da yalnızca O ve M, YANİ( OM) birlikte söyleniyorsa sessizliğe kalan kısma çok önem verilir.

  Unutmayalım ki meditasyon, tekniğin bittiği yerde baslar. Eğer hala teknik üzerinde duruyorsak bu yaptığımız meditasyon (dhyana) değil, konsantrasyon çalışmasıdır (dharana). Meditasyon ve konsantrasyon çok iç içedir, bu yüzden de hep karıştırılır. Meditasyona geçiş kişinin bir teknik kullanarak konsantre olması ve bu tekniğin içine girip belli kısa surelerle tekniğin üzerine çıkıp sükûnette kalmasıdır. İste tekniği bıraktığı o an meditasyona geçer. Sonra kişi tekrar uyanır (dikkati dağılır) tekniğe yani konsantrasyona geri döner, bir sure tekniği çalıştıktan sonra yine tekniğin üzerine çıkar ve meditasyonu baslar. Böylece konsantrasyon ve meditasyonu iç içe geçer.

OM mantarası çalışırken konsantre olabileceğiniz üç bölge vardır;

BİRİNCİSİ:AJNA ÇAKRA

  Zihinsel çalışama yaparken iki kaş arasına odaklanılır. Göz seviyesindeki bu odaklanma biraz acı verebilir. Problemlerimizi çözerken iki kaşımızın arasından Om söyleriz.

İKİCİSİ;ANAHATA(KALP) ÇAKRASIDIR.

  Sevgiyle duyulan her his kalp bölgesinde oluşur. Kalp bölgesine yapacağınız her konsatrasyonda bu bölgede oluşan acılarınızı da çözersiniz.Günümüzde toplumda her şeyi entelektüel ve zihinsel düşündüğümüz için acı çekiyoruz.Oysa kalp bölgesinde böyle bir zihin aracı yoktur,yalnızca sevgi,everensel ve tanrısal sevgi vardır.

ÜÇÜNCÜSÜ:MAN

İPURA (GÖBEK) ÇAKRASIDIR.  Bu çakramız, çakralar kısmında da anlatıldığı gibi en önemli olarak korkularımızı barındırır. Doğumumuz göbek bağı ile olmaktadır. Dünyaya geldiğimizde yaşadığımız ilk şok göbek bağının kesilmesidir. Vedanta korkunun merkezi olarak göbeği gösterir.

  Sonuç olarak aklı sakinleştirmek ve meditasyona uzanan yolda bu üç bölgeye odaklanılabilir. VE ö nemli olan konsantrasyon-meditasyon suresinin uzunluğu değil yaptığınız çalışmanın kalitesidir. Meditasyondaki amaç tekniğin eridiği o “an”ları mümkün olduğunca uzatmaktır. Bu nedenle siz isterseniz bir mantra dinleyin, ya da söyleyin, sadece sessizliği dinleyin ya da sadece nefesi yada nefesi sayarak konsantre olun, hiç fark etmez, tekniğiniz her ne ise o teknik bittiği anda meditasyondasınız demektir.

BANU DEĞER.

SEVGİLER.

Incoming search terms:

  • om ne demek
  • leya isminin anlamı
  • новости челябинск мир 74
  • ommm ne demek
  • om sesi nedir
  • om matrası nedir
  • omm sesi nedir
  • https://yandex ru/clck/jsredir?from=yandex ru;search;web;;&text=&etext=1836 UPWZ6oOQtdkvdpwjQucDh9p6hl3PEUaE0Ij_0yb3qwbDbgpU797zzKU1yhc3opEt e23a524321f667ea5870ccfb9437c461656c146b&uuid=&state=_BLhILn4SxNIvvL0W45KSic66uCIg23qh8iRG98qeIXme
  • yogada hom ne demek
  • yogada om ne demek

Yoga Okulları kaça ayrılır ?

Dünya üzerinde birçok farklı yoga okulu vardır. Bakıldığında bunlar birbirlerinin türevleri ya da Raja Yoga’nın alt kollarıdır. Biz 4 temel yoga okulunu biliyoruz. Bunun önemi de bu dört okulun hepsinin amaçlarının aynı, sistemlerinin farklı olmasıdır. Çünkü farklı mizaçlardaki kişilere aynı yoga türünü uygulatmak kişiyi zorlayabilir ve bu yoldan döndürebilir.

Kişinin öncelikle bu okullar hakkında bilgi sahibi olması; sonra da istediği ve kendisine en çok uyan okulu tercih etmesi gerekir. Ama şu da bilinmesi gereken bir şeydir ki, kişi bir yolu seçtikten ve belirli teknikleri uygulamaya başladıktan sonra, artık bu yolu tercih etmesi ve o yolda yürümesi istenir. Kişinin Krişna’nın da söylediği gibi, ruhsal anlamda Samadhi’ye ulaşması için samimi olması, bu yolda ısrarlı çaba göstermesi, yola inancı olması, kendini adaması ve hedefini sürekli hatırlaması gerekmektedir.

Yogada her yol (her okul) aynı amaca gider. Eğer yapılan çalışmanın amacı sonucunda hedef “birlik” yani kişinin tam olduğunu hissetmesi, hiçbir şeyin kendisinde eksik olmadığını bilmesi, mutluluğa ve huzura kavuşması, sonunda da aydınlığa ulaşması değilse, kişi yoga yapmıyor demektir. Kişi yogaya başladığında kendisini olduğu gibi kabul etmelidir. Geçmişinde yaşadıkları ne olursa olsun, bunları ‘bırak gitsin’ felsefesine göre (Vairagya) unutmalı, kendisi ile el sıkışmalı, kendisini olduğu gibi kabul etmelidir.

Kabullenme ruhsallıkta önemli bir kuraldır. Kişi, şimdiki durumunu kabul ederek ruhsal yolda ilerlemek için kendi önünü açar. Öncelikle davranışlarını ve kişiliğini tespit ettin, bıraktın, barıştın ve ilerleme yolunda adım attın. Bu nedenle herkes yoga yapabilir. Evrensel bilgi, almak isteyen herkese açıktır. Nasıl ki güneş, enerjisini yayarken “Aman ben bu pencereden girmeyeyim, bu eve ışınlarımı vermeyeyim,” demiyorsa, yani her şeyini sınırsız, sonsuz, karşılıksız veriyorsa, yoga bilgisi de aynı şekilde tüm evrene ve herkese açıktır.

Bir örnek vererek konuyu bağlamak istiyorum: Upanisad’ın başlangıç mantrası, öğretmen ve öğrenci arasındaki bilgi alışverişinden ve bilginin sonsuz şekilde dağıtılmasından bahseder. Yani;

Om sahanavavatu
Sahanau bhunaktu
Saha viryam karavavahai
Tejasvinavadhitamastu
Ma vidvisavahai
Om santi, santi, santi

Anlamı, “Öğretmen öğrenme isteği olan kişiyi sonuna kadar korumazız gerekmektedir,” der. Aynı zamanda vermiş olduğu bilginin besleyici olması ve enerji de vermesi gerekmektedir. Biz de öğrenci olarak enerji dolu bir güneş gibi, etrafımızı herhangi bir karşılık beklemeden ,aydınlatmalı ve bu enerjiyi etrafımıza yayabiliyor olmalıyız. Elde etmiş olduğumuz bilgi bizi, kibire götürmemeli ve egomuzu kuvvetlendirmemelidir. Bilgiyi asla kendimizde saklamamalıyız. Çünkü bilgi evrenseldir. Geçmişten gelen düşüncelerimiz huzursuz olmamalı, şu anı mutlulukla yaşamalı, aynı zamanda gelecek planlarımızı mutluluk, huzur içinde yapmalıyız.

Sonuçta bunları bize sağlayacak yol bize en uygun olan yoldur. Kişi kendine uygun olan yolu biraz araştırarak irade gücü ile seçebilir ve bu yolda ilerleyebilir. Tercihini de yaptığı zaman ısrarlı, düzenli ve samimi çalışması, kendisini en kısa zamanda sonsuz özgürlüğe, yani “moksa”ya kavuşturacaktır.
Şimdi yoga okullarından kısaca bahsetmek istiyorum.

KAÇ TANE YOGA OKULU VAR?

Raja Yoga: Yoga okulları bize asla yapmadığımız şeyleri söylemez. Aslında gözümüzün önünde olanları kontrol etmemizi sağlar. Raja Yoga yolu disiplin yoludur. Hatha yoga uygulamaları kişiyi Raja yoga yolunda disipline eder.Bir disipline olan ve bir disipline eden vardır. Disipline olan öğrenci, disipline eden öğretmendir. Ama zihnimiz disipline karşı bir direnme içindedir. Oysa biz kendimiz bilinçli olarak disipline girersek, bu bizim özgürlük yolumuz olur. Yani aklımızın efendisi haline geliriz. Öğrenci Raja Yoga yolunda isteyerek ilerlerse her şey olumlu gider. Fizikte Newton kanunları vardır. Etki gelirse tepki kaçınılmazdır. Raja Yoga’da bu psikolojidir. Psikolojiyi ve düşünce tarzını değiştirmek bizim zihnimizin elindedir. Zihnimizin efendisi durumuna geldiğimizde, yani kendi üzerimizdeki istekli disiplin Raja Yoga’dır.Rja yoga içimizdeki tanrısal gücü tanımamızı ve onun içimizdeki ve dışımızdaki dünyaya efendilik etmesini sağlar.

Karma Yoga: Genel aktivite alanında değiştirdiğimiz davranışlardır.Yani eylem yogası da denilebilir. Raja’da irade gücü, Karma’da davranışlar kullanılır. Eğer ortada doğru bir davranış varsa zihin sorun yaratmaz, zihin sakindir. Eğer yapılan aktivite gerginlik getirirse, bu aktiviteden değil, gerisindeki hareket ve tutum yüzündendir. Karma’daki en önemli şey, sen davranışlarını olumlu olarak değiştirdiğinde, yani adandığında bu kurbandır. Karma’da ilk yol yapılan fiile egoyu araya sokmadan yapması, yani kişinin karşılıksız ve koşulsuz olarak o işi yapmasıdır. Daha sonra yapılan fiiller tam konsantrasyonla yapılır. Karşılıksız ve koşulsuzlukta adama vardır. Daha da ileriye gittiğimizde, fiili evrene hediye ederek iyi ve kötü sonuçlarını reddetmeye gelinir. Yapan kendisidir ama hiç bir çıkar beklemez ve sonuç beklemez. Sonunda yaptığın işlerde de “Ben değilim,” boyutuna geldiğinde yaptığın fiilin olumlu ve olumsuz sonuçları da onu ilgilendirmez.İşte bütün bu basamakları uygulamak da benliğinin yücelmesi durumuna sebep olur. İşte bu ulaşılan nihai nokta Karma Yoga’dır.

Jnana Yoga: Bilgi ve bilgelik yoludur.En zor yollardan biridir ve irade ile aklın müthiş kuvvetli olması gerekir. Kişiyi asla zorlamaz. Sadece metodu zihin yolu ile düzgün şekilde sorgulamasını öğretir. Jnana yogi,Vedanta felsefesini öğrenerek zihnini,kendi niteliğini araştırmak incelemek üzere kullanır.Tıpkı bir bardağın içindeki ve dışındaki alanları farklı algılamamız gibi,kendimizi de Tanrıdan farklıymış gibi algılarız.Jnana Yoga bu yolun takipçilerine,direkt olarak bardağın kırılması ve bilgisizlik örtüsünün kalması ile,Tanrı ile bütünlüğünün deneyimlenmesi için yol gösterir.

Mutsuzluğun nedenlerini kişi ÖĞRETİLERİ İNCELEYEREK zihin yolu ile bulabilir. Doğruyu yanlışı irdeler ve sonunda bunun kişiye değil, insanlığa ait olduğunu fark eder. Psikolojik kısımda ise üzüntü, kızgınlık, nefret, kin duygularından arındığında kişi Jnana Yoga yapıyordur. Biz bütün duygularımızı sonunda nötr hale getirebiliriz. Kızmadan kızabilir, üzülmeden üzülebiliriz.Jnana yoga uygulamalarından önce diğer yoga türlerinin öğrettiği bilgilerin kesinlikle anlaşılmış ve sindirilmiş olması gerekmektedir.Tanrı sevgisi,bedenin ve zihnin güclü olması ve insanın kendisini bilmesi olmaksızın bu yolda başarıya ulaşılamaz.Eğer bunların hepsi tam ise yani yogi yada yogini bütün bu değerleri hayatına uygulamış ve bu şekilde davranıyor ise işte bu, duyguların ve bedenin özgürlüğüdür ve bu da Jnana Yoga’dır.

Bhakti Yoga: Amacı kişiye evrensel sevginin ne olduğunu göstermektir. Sevgi dolu kişi her zaman ve her yerde sevgi dolu olan, sevgisini bir güneş gibi karşılıksız ve koşulsuz verendir. Her şeyi olduğu gibi kabul eden, olan olaylara içsel sevgiyle yaklaşandır. Sevgi ve vermek koşulsuz olmalıdır. Bu demek değildir ki bize bir tokat atana öbür yanağıızı da çevirelim. Yapılan her olumsuz şeye karşı içinizden sevgiyle olumlu tepki de verebiliriz. Ama olumsuz olan şeye karşı olumsuz tepki de verebiliriz. Ama bu bizim kızmama özgürlüğümüzü elimizden alamaz. Çünkü kendi düşüncelerimizin efendisi biziz. Sevgi demek sahiplenmek demek, tutunmak demek değildir. Sevgi yolu özgür olmalıdır. İşte bunların hepsi de Bhakti Yoga’dır.

BATI DÜNYASININ DAHA ÇOK TANIDIĞI VE DUYDUĞU:

Hatha Yoga: Batı dünyasının en çok bildiği yoga türüdür.Hatha yoga’nın temel özelliği beden yolu ile zihni etkilemektir.Hatha yoga üç bölümden oluşur.Bunlar asnalar-duruşlar,pranayama-nefes teknikleri ve Savasana yani gevşeme teknikleri dir.Duruş,nefes alıp verme ve yoğunlaşma-konsatrasyon üzerine kurulmuş olan HATHA yoga öğretisi bedenle zihnin bütünselliğini içerir.Hatha Yoga’nın hareketleri dikkatli ve bilinçli bir şekilde uygulandığı zaman kişiye çok yarar sağlar.Omurga ve eklemler esnek kalır.Özellikle stres,dolaşım bozukluğu,kireçlenme,sindirim bozukluğu,damar sertliği gibi çağdaş oluşmuş olan bir sürü hastalık önlenir.Beyniniz ve sinirleriniz olumlu olarak etkilenir.Gevşeme egzersizleri ise nefes egzersizleri ve hareketlerden sonra yapılır.Kaslar gevşek olunca zihinde rahat ve gevşek olur.Kişi tam bir huzur ve sükunet halinde olur.Gevşeme teknikleri uykusuzluğun ,beden ağrılarının ,sinirsel rahatsızlığın,yorgunluğun ve gerginliğin giderilmesinde son derce etkili bir yöntemdir.BATI DÜNYASINDA yapılan bir çok tıp araştırmaları,yoga egzersizlerinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini araştıran bir çok araştırma yapmıştır.
Yoga aynı zamanda bu gün bütün gelişmiş ülkelerde psikoterapi aracı olarak kullanılmaktadır..

BANU DEĞER.

BHANU PRİYA.

Neden Yoga ?

Neden Yoga Yapıyoruz ve Yoganın Sağlığımız Üzerinde ki Etkileri Nelerdir ?

 Hindistanda 2000 yıldır,doğuda ve batıda uzun yıllardır uygulanan yoga,insan beynini huzur ve mutluluğa kavuşturmak ve vücuda sağlık getirmesi amacıyla kullanılır.Yoga ile ilgilenenler bilirler ki yapılan çalışmalar kişinin hayata bakısını değiştirmekle kalmaz,duygusal,zihinsel ve ruhsal alanlarda gelişmesine olanak sağlar..Yoga;bedeni,zihni ve ruhu tamamen eğiten ,huzur veren ve kişinin tamamen kendisini tanımasını sağlayan dünyadaki en eski kadim bilgi ve kişisel gelişim metodudur.

YOGA bir olmak demek olduğuna göre evrenin pozitif ve negatif bütün değerlerini bir arada dengede tutarak yaşama sanatı ve o hal halinde olmak bence yogadır.SONUÇ zıtlıkların birbirine bağlanması ve dengeye ulaşmak halidir.Dengeye ulaşmak , ancak iki kutupta birbirini reddetmeyip olduğu gibi kabul ederse ve birbirinle el sıkışırsa olabilecek bir kavram haline gelir.Yoga insanı mikrokozmos yani minyatür evren olarak tanımlar.Evren ise makrokozmos’dur.Evren bu anlamı ile sınırsızdır.İşte bu bağlamda insan ile evren arasındaki ilişki burada ortaya çıkmaktadır.Spırıtualizm yukarıda var olan her şey aşağıda da vardır prensibini kabul eder.Bu da bize işte bütünlük mucizesini hatırlatmaktadır.İnsanlar ancak kendisini öğrenerek diğer varlıkların farkına varabilir.

  Yoga’nın ana hedeflerinden biri de durmadan her şeyi kaydetmek ve onları sürekli yansıtmakla meşgul olan zihnimizin karışık işleyiş biçimi durumuna açıklık kazanmaktır. Tüm bu hareketliliği sakinleştirdikten sonra,olayları herhangi bir değerlendirmede bulunmadan algılamayı başarınca, gerçekleri saf bir bakışla algılamak mümkün olabilir. Bunun yanı sıra kişinin kendi arzularını ve sürekli değişen hazlarını tanımasına ve onları kontrol edilebilir bir hal durumuna sokmasına sebep olur.

  Tabii tüm bunların yanında birde bedenin kontrol altın alınması gerekir. Bedenimize bakmak onun zinde ve sağlıklı kalmasını sağlamak Yoga’nın içinde çok önemli bir yere sahiptir. Çeşitli asanalar (duruşlar) ile vücudumuzun iç organlarına ve salgı bezlerine masaj yapmış oluruz ve bu sayede onların iyi çalışmasını sağlarız. Ayrıca asanaların, çakraların düzenli çalışması üzerinde rolü büyüktür.

  Statik şekilde yapılan duruşlar da enerjitik ve zihinsel bedeni güçlü yönde etkilemektedir..Duruşlarda bir dakikadan başlayarak, beş dakikaya kadar hareketsiz beklenilebilinir..Duruşlar iç organlara,hormonmerkezlerine,bağışıklık sistemine ve adalelere masaj yapmaktadır…Ayni zamanda kas sistemini kuvvetlendirmekte,iskelet sistemini düzeltmekte ve sinir sistemini gevşetmektedir.

  Duruşlar ilk basta bedenin üzerinde hareketlerle ilgilendiği için fiziksel boyuttaki çalışmalar sanılmakta oysa;duruşların uygulanmasının esas amacı yasamın bütün boyutlarını fiziksel,bedensel,enerjicik,zihinsel,duygusal,sinirsel ve ruhsal boyutlarlı ile kişiyi etkilemek,birleştirmek,bağdaştırmak ve uyum içerisinde tutmaktır.

  Duruşların en önemli etkilerinden biride belkemiği ve omurga üzerindedir.Yogaya göre belkemiği ne kadar esnekse kışı o kadar gençtir. Omurga anatomisi kuvvetli ve yassı kemiklerin üst üste gelmesi ve aralarında disk denen oluşumların desteklenmesi ile oluşur.Omurlarımız ligamentlar aracılığı ile birbirlerine sıkıca bağlanır ve vücudun en kuvvetli kasları ile desteklenir.Omurgamızın görevi başın,gövdenin,göğüs ve karın boşluğunda yer alan organların ağırlığını taşımak ve bu ağırlığı pelvis ile alt bölgelere iletmektir.Omurgamız boyunca uzanan bu kanala omurilik kanalı denir.Ve bu kanalın içinde beynimizin bir uzantısı olan omuriliğimiz vardır.Her omurun birleştiği bölgeden iki yana açılan delikler bulunur.Buralardan da spinal sinirlerimiz çıkar.Bu sinirler kendi bölgelerindeki kasları,organları ve cildi desteklerler yaşatırlar ve enerji verirler. Ayni zamanda omurgamızın içindeki gençlik sıvısı ne kadar düzün akarsa kişi o kadar uzun yasamaktadır. Bütün bunlardan da anlaşıldığı gibi omurgamız bizim yaşam ağacığımızdır.Ve yoga uygulamaları omurgaya çok önem verir.(ÖZELLİKLE BEN )

  Duruşların uygulanması kişiyi stresten,gerginlikten,sıkıntılardan ve depresyondan kurtarmaktadır..Vivekenanda Yoga Üniversitesinde uzun yıllar yapılan araştırmalar sonucunda;gece hayati,alkol,uyuşturucu kişiyi %2 oranında,derin bir uyku %8 oranında,Yapılan bir saatlik yoga ve nefes çalışmaları ise kişiyi% 27/28 oranında GEVŞETMEKTE VE RAHATLATMAKTADIR.

  Sonuç Olarak dünyada yapılan hiçbir spor aktivitesinde bile böyle bir rahatlama söz konusu değildir..Sanılanın aksine yoga yaparken kesinlikle SAKATLANMAK söz konusu bile değildir..Doğru hoca ve doğru yapılan duruşlar vücudun sağlığını korumakta,kan dolaşımını düzenlemekte,iç organlara masaj yapmakta,kasları eklemleri ve tendonlari sağlıklı kılmakta,bağışıklık sistemini güçlendirmekte,kilo-boy ve sıcaklık-soğukluk dengelerini korumakta,bio enerji akımlarını düzenlemekte ve bedenin bio manyetik alanını güçlendirmektedir.Fiziksel yapımız da bu şekilde sürekli dinç ve sağlıklı kalabilir.

  Yapılan nefes egzersizleri ciğer kapasitemizi arttırmakta,beynimize ve bedenin her noktasına maksimum oksijen gitmesini sağlamaktadır.Alınan fazla oksijen adalelerde sarf edilen güçten dolayı toplanan laktik asit ve başka tür toksinler, kan dolaşımı tarafından yıkanarak, sürüklenip vücuttan atılmaktadır..Buda demektir ki yoga çalışmalarından sonra,sporda olduğu gibi yorgunluk ve bitkinlik hali asla söz konusu olmaması demektir.

  Nefes çalışmaları uygulandıkça ;bedenin en uç noktalarındaki enerji kanalları tıkanıklarından kurtulmakta,bio enerji vücutta uzun sure dolaşmakta ve toksinler vücuttan atılarak giderek hastalıklara yakalanma olasılığı hiç kalmamaktadır.Ayrıca kaslar uzamakta,omurganın durusu dimdik olmakta,sonuç olarak da vücuttaki çarpık ,eğri her uzuv gün be gün , yavaş ,yavaş düzelmektedir.

  Bizler insanoğlu olarak mükemmel bir bilgisayara sahibiz yani beynimize….Normal bir insan bu beyin potansiyelinin sadece yüzde dördünü kullanmaktadır.Yoga bu beyinsel faaliyetlerimizi en üst kapasitelere taşımamıza ve kullanmamıza sebep olur.Beynimizi kontrol altına almaya başlayınca da bu demektir ki hayatımızın da kontrolü artık bizim elimizde……

Nihayetinde yapılan uygulamalar her geçen gün sağlıklı olmaya bir adım daha atmak demektir.

Yoga eve dönüş ve evdeki huzur ve sonsuz sağlıktır.SAĞLIKLI VE YOGA DOLU BİR YAŞAMDA KALIN.

SEVGİLER.

BANU DEĞER.

CALİFORNİA ÜNİVERSİTESİN YAPTIĞI BİR ARAŞTIRMAYA GÖRE YOGANIN     FAYDALARI NELERDİR?

  • Davranissal
  •  Fiziksel
  • Zihinsel
  • Fizyolojik
  • Kisisel
  • Agirlik azalıyor
  • El titremesi azaliyor
  • Konsantrasyon gucu artiyor
  • EEG Alfa artiyor
  • Kaygilar azaliyor
  • Sinirlilik Azaliyor
  • Stres olusturan olaylara tepkiler azaliyor
  • Hafiza gucu artiyor
  • Solunum etkinligi ve becerisi artiyor
  • Depresyon azaliyor
  • Saglik sikayetleri azaliyor
  • Esneklik artiyor
  • Zeka artiyor
  • Oksijen tuketimi azaliyor
  • Catismalar azaliyor
  • Psikiyatrik hastalarin kliniksel degeri artiyor
  • Gevseme artiyor
  • Zihin yorgunluğu azaliyor
  • Solunum orani azaliyor
  • Tecrubelere acık olma artiyor
  • Psikolojik sikayetler azaliyor
  • Kaslardaki elektrilsel aktivite azaliyor (EMG)
  • Performansi arttırıyor
  • Akcigerlerin  kapasitesi artiyor
  • Savunmasizlği azaltıyor
  • Kas gucu artiyor
  • Fikirlerin sikligindaki degisiklik normale geliyor
  • Nefesi tutma suresi artiyor
  • Sucluluk azaliyor
  • Fitnes artiyor
  • Ses gelgitleri artiyor
  • Gerginlik ve kararsizlik azaliyor
  •  kardiyovaskuler etkinlik artiyor
  • Sistolik ve diastolik kalp basinci azali
  • Itaatlilik azaliyor
  • Kalp hizi azaliyor
  • Oz elestiri azaliyor
  • Kan akisi artiyor
  • stres kontrolü artiyor
  • Bagisiklik sistemi kuvvetleniyor
  • Vucut imaji artiyor
  • Oz saygi artiyor
  • Hafta da 4 defa, 10 dakika nefes çalışması, 15 dakika isinma ve
    50 dakika asana-duruslar olmak uzere yapan ögrenciler :Sadece 8 haftalik yoga sonrasi:-* Kas gucu artisi %31
    * Tahammul artisi % 57
    * Esneklik artisi %188 !!
    * Ayrica, sadece 8 hafta yoga çalisma gibi cok kisa surede
    nefes kapasitesi %7 artmış olarak gözlemlenmiştir..

YOGA YOLUNDA YOGA İLE SAGLIKLI KALIN.