Tag Archives: Bile

Gnana Yoga Nedir ?

 

“Bilginin yolu” demektir. Burada araç zihindir. Metot analiz etmektir. Zihnin kendisi aklımızı rahatsız eder. Bilgiyi sorgulamak bu yolda çok önemlidir. Cehalet olunca, duyulara olan kölelik söz konusu olur. Sigara içiyorsan veya diyabet hastasıysan sana zararlı olanları yaparsan sağlığına kötü etki edeceğini bilir ama yine de yaparsın. Krişna, “Cehaletten de öte bir adım var,” demiştir. Bu da aptallıktır. Aralarındaki fark nedir? Cehalet bilgi sahibi olmamaktır.

Aptallıksa her şeyi bilgi zannedendir. Yol cehaletten bilgiye doğru gider. Mutluluğu ve mutsuzluğu Sorgulamak bize bilgiyi getirir. Bu bilgi duyulardaki kontrolü sağlar. Bilgi bizim kibrimiz haline gelmemelidir. Bilgiyi elde ettikten sonra sonuç bunu bilgeliğe dönüştürmektir. Mutluluğun maddede olmadığını bilmek en önemlisidir. Kişi mutluluğu elde etmeye çalışırken zanneder ki hep endişeli olması normaldir. Günlük endişelerimiz ankisiteye yol açar. Arzular ve elde edememek bizi mutsuz eder. Biz tüketim dünyasında sürekli tükeniyoruz. Oysa mutluluğun nerede olduğuna sadece bilgi yoluyla sahip olabiliriz. Bu da aklın sakinliğidir. Bu da yoga yolu ile olur.

Yoga yolunda sorulan en önemli sorulardan biri “Mutsuzluğun sebebi nedir?” sorusudur. Buradaki en önemli soruya sorgulama yolu ile cevap bulabiliriz. Bizler çoğu zaman endişeliyiz. Bu da zihinlerimizin katı ve sabit olmasından kaynaklanıyor. Bu sabitlik zihin için doğru değildir. Bunu basitleştirelim ve yok edelim. Madde dünyasındaki nesneler ve bunların çok olması da bizim düşüncelerimizi kolaylaştırmıyor, zorluyor. Elimizde olan güçlerin farkında olalım ve bu gücü iyi şeyler için kullanalım.

Özgürlük bizim elimizde. Her hissettiğimiz psikolojik duyguya karşı nötr kalırsak, bu bizim özgürlüğümüzdür. Bu özgürlüğü kimse elimizden almamalı; kendimiz bile. Üzülmek, kendimizi huzursuz etmek bizim özgürlüğümüzü elimizden alır. Hayatın akışı içinde her duygunun olduğunu bil; ama nihai noktada analiz et. Sonuçta kendi doğanın özgürlük olduğunu bil. Özgürlüğün de içsel huzur olduğunu gösteren işte bu Gnana Yoga’dır.

Peki; Bilgiyi ne ile alırız. Zihin aracılığı ile. Bu yüzden Gnana yoga daki aracımız zihindir. Metodu analizdir. Tüm bilgilerin hepsi bizi akıl sakinliğine götürmez. Bilgi varlığın kendi öz doğasının farkındalığına ait bilgidir. Varlığın bunu bilmesi durumunda cehalet ortadan kalkar. Varlık kendini öz olmayan hiçbir şeyle özdeşleştirmez. Çünkü artık biliyordur. S.Krişnananda bilgiyi ışığa benzeterek, ışığın olduğu yerde karanlık yoktur. Bilgi cehaleti bilmez.

Çocukların yolculukları cehaletten başlar. Cehalet bilgi sahibi olmamaktır. Bilmediğimizi bilirsiniz. Krişna devam ediyor ve diyor ki cehaletten de bir adım gerisi var buda aptallıktır ve çok tehlikelidir. Aptallıkta bilgi yoktur, bilmediğinizde bilmez ne yazık ki her şeyi bilir.

Bilgiyi bulmakta sorgulama önemlidir. Sorgulamanın kendisi bilgiyi oluşturur. Yürüme ve konuşma becerimiz gibi sorgulama becerimizde vardır. Sorgulamayı sınırlarsak bilgiyi de sınırlarız. Her şeyi sorgulayın. Mutluluğunuzu ve mutsuzluğunuzu sorgulayın. Bu bilginin kendisi duyularda keskinliği sağlar.

Dışarıdaki teknoloji duyuların keskinliğinden başka bir şey değildir. Duyuların keskinleşmesi ruhsallık değildir. Gnana yoga duyulardaki ustalık ve hâkimiyettir. Bilgiyi elde etmek değil bilgiyi bilgeliğe dönüştürmektir. Meteryalizm’in yükselme sebebi insanları mutlu etmek içindir. Dünya size mutlu olacağınız şeyleri vermeye çalışır. Ev, araba.para vs. İnsanlar bunlara sahip olmakla mutlu olacaklarını sanırlar.

Upanişhadlarda konu ile ilgili şöyle bir bakış açısı vardır. Mutluluk veren şeylere bakacağına mutluluğun kendisine bak. Size mutluluk verecek bir nesneyi ben yaratamam ama ben mutluyum derseniz anlarım. Size mutluluk veren nesnelerde tutarlılık yoktur. Ama mutsuzluk veren nesnelerde tutarlılık vardır. Ne zaman endişe duyarsak mutsuzuzdur.Aklımız karışır, her faaliyet aklı daha da karıştırır, akıl ne zaman hızlı ise bu endişedir. Bu da mutsuzluktur. Gnana yoga derki aklın sakinliği mutluluk deneyimimizdir. Uykularımızda hepimiz mutluyuzdur. Bu aklın sakinliği değimli? İlk olarak bu durumu gözlemleriz. Uykuya geçmeden bir dakika önce uyanıksınız, her şey uykuya dalmak için normal. Bir dakika sonra uykuya daldınız. Uykuya dalmadan önce ve daldıktan sonra da her şey aynısı olarak devam eder. Aklınız uykuya dalmadan önce aktif, uykuya daldıktan sonra akıl aktif değildir.

Upanişhad’a göre uyku içinde aklın sakinleşmesi neşedir. Aklın sakinleşmesi bize yalnız mutluluk değil aynı zamanda enerjide verir. Uykuda gençleşir, iyileşiriz. Aklın sakinleşmesi de mutluluk demektir. Uyku bizim elimizde değildir. Uyumak istediğimizde uyumaz, uyumamamız gereken zamanda uykumuz gelir. Uykumuz geldiğinde aklımız sakinleşir. Aklımızı sakinleştirmek bizim elimizdedir. Aklımızı sakin, sessiz hale getirdiğimizde mutluyuzdur.

Akıl sakinliği olan mutluluğa saadet diyoruz. Mutluluk bizim psikolojimizdir. Mutluluk Aklın sakinliğidir. Bu da dünyanın ihtiyaç duyduğu şeydir. Bu dünyada bilgi gibi bir başka saflaştırıcı yoktur. Yoga’da mükemmeliyete ulaşan kişi bu bilgiye ulaşır, ve buna ulaştıktan sonra, yüce huzura erer ve samadhi yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam eder.

SEVGİLERİMLE,
BANU DEĞER.

Çocuk Yoga’sı nedir ?

Çocuk yogası dendiğinde aklımıza takılan sorular genelde şunlardır. Çocuğum kaç yaşında yoga yapmaya başlayabilir? Yoga çalışmaları çocuğum üzerinde olumsuz bir etki yapar mı? Hiperaktif ve konsantrasyon bozukluğu olan çocuğumda daha mı yararlı olur, yoksa çocuğumun yaşam kalitesini daha da bozar mı gibi bir çok soru takılabilir aklımıza.Şimdi bütün bu aklınıza takılanları detaylı olarak yanıtlamak istiyorum.

1-) Çocuklarımız dört yaşından itibaren yoga yapmaya başlayabilirler. Ama hiçbir çocuğu ebeveynleri yoga yapmaya asla zorlamamalıdır. Çünkü yapılacak olan çalışma, çocuğa yarardan çok baskı ve gerginlik getirebilir.

 

Çocuk yogası, yoga eğitimi almış ve çocuk yogası eğitimi üzerinde bilgi sahibi olan ve bunu bilinçli olarak uygulatan bir eğitmen tarafından yaptırılmalıdır. Bu konuyla hiç ilgilenmemiş, sadece yoga yaptıran bir eğitmenle çocuğun yoga yapmasının da bir sakıncası yoktur. Ama yapılan çalışma çocuk yogası programından uzaklaşmış olur. Çünkü sistem çocuğun bilgi alırken, aynı zamanda da eğlenebileceği gibi düzenlenmiştir. Evet, bütün çocuklar yoga yapabilir ama bu ölçülere dikkat etmek kaydı ile. Ama Amerika da özellikle zekâ seviyesi düşük çocuklar için bileyoga programları düzenlenmektedir.

2-)Günümüz hız çağı ve maalesef çocuklarımız da bu duruma yak uydurmuş durumda. Ailenin yaşam koşturması ve beklentilerin her yönden yüksek olması evdeki çocuklara da yansımış durumda. Bu yüzden çocuklarda hiperaktivite ve yoğunlaşma bozukluğu büyük bir problem durumunda.

Zaten günümüzde çok sık rastlanan İndigo ve Kristal çocukların da en büyük sorunları genelde bunlardır. Bu çocuklar için düzenlenmiş programlarda bulunmaktadır. Yoganın çocuklar üzerindeki en önemli etkilerinden biride bu alanda ortaya çıkmaktadır zaten. Günümüzdeki çocuklar bu hız ve yarış dünyasında artık sinirlerini de kontrol edemez durumdalar.

Stresin yaşı da bu nedenle çok düşmüş durumda. Geçmişte sadece babalar stresli iken günümüzde, çocuklarımız, hatta evdeki evcil hayvanlarımız bile stresli. Doğada doğal formunda yaşayan hayvanlarda strese hiç rastlanmazken, şehir hayatı hayvanlarımızı bile etkisi altına almış durumda. Onların bile stresten oluşan birçok hastalıkları var. Bu nedenle stres hayatımızda çok önemli bir faktör ve çocuklarda stres bedensel, zihinsel ve ruhsal anlamda çok önemli problemlere sebebiyet veriyor. Çocuklar evde ebeveynleri ile okulda ise hem öğretmenleri, hem de arkadaşları ile iletişim problemleri ve gerginlik yaşıyorlar. Sınav kaygıları, başarma hırsı, rekabet, onların masum bedenlerinde ve zihinlerinde olumsuzluklar meydana getiriyor.

3-)Dünya sağlık örgütü’ne sağlıklı olmak demek; fiziksel-zihinsel-soysal-ruhsal olarak tam ahenk halinde olmak demektir. Yoga da sağlığa tam bu dört konuda yaklaşır zaten. Yoga çocuklarımıza fiziksel açıdan tam sağlık sağlar. Yoga çocuklarımızın iç salgı bezlerini uyarır, hormon bezlerini dengeli çalıştırır, bedenin içindeki bütün organlar masaj etkisi almış olur. En önemli etkisi de esneklik anlamındadır. Çocukların bedenleri esnedikçe ve dengelendikçe gerginlikler çözülmekte ve bu doğal olarak davranışlarına ve yaşam kalitesine de yansımaktadır. Esneklik aynı zamanda yaptıkları diğer sporlarda da daha güçlü ve dengeli olmalarını sağlamaktadır. Yoga çocuklarımızda stresle ilgili birçok rahatsızlığı tedavi ederken aynı zamanda, erken yaşta başlanan yoga astım, uykusuzluk, sindirim problemleri, hiperaktivite, öğrenim güçlükleri gibi tıbbi durumlar içinde engelleyicidir.

4-)Çocuk Yogasının Faydaları

Dünya Sağlık Örgütü, pozitif sağlık durumunu şöyle açıklamaktadır: ’Sadece bir hastalığın ya da rahatsızlığın olup olmaması değil, fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal olarak tamamıyla iyi olma hali’. Yoga da pozitif sağlığa bu dört ana açıdan yaklaşır. Çocuklar için de yoganın faydalarını bu açılardan inceleyebiliriz.

Çocuk Yogasının Fiziksel Faydaları:

Sinir ve salgı bezlerini stimüle eder, iç organları düzenler.
Bedene de, akıla öğrettiği gibi, esnekliği öğretir.
Güç, esneklik ve koordinasyon becerileri sağlayarak, spor ve diğer fiziksel faaliyetler sırasında incinmeyi engeller.
Çocuk kuvvetliyse denge ve esneklik kazandırır, denge ve esnekliğe zaten sahipse, ona kuvvet kazandırır.
Jodi B. Komitor, Yoga with Kids kitabı yazarı, yogayı dengeli bir egzersiz programının parçası olarak şöyle açıklamaktadır:

Çocuğun spora bakışı, şu özelliklerdeyse yoga şu şekilde dengeler;

Yorucu-Sükunet
Rekabet yoğun-Rekabetsiz bir vaha
Fiziksel temas gerektiren
Kişisel alan
Takım çalışması odaklı
Öz yönetim
Gücü geliştirmeye yönelik
Esneklik
Sert-Yumuşaklık
Yorucu-Canlandırıcı
Yüksek enerji gerektiren
Gevşeme

Çocuk Yogasının Zihinsel Faydaları:

Daha kolay öğrenme ve yeni şekillerde öğrenmek için olumlu düşünce ve motivasyonu kazanmak.
Yarışma stresi olmadan, kendileri ve çevreleri için farkındalık geliştirmeyi, kendilerini incelemeyi ve keşfetmeyi öğrenmek.
Konsantrasyon, odaklanma ve dikkati geliştirmek, böylece öğrenme becerileri gelişir.
Kendine güven, başarı ve arzu edilen bir şeyi elde etmek için yollar sunmak.
Hayal gücü ve yaratıcılığı geliştirmek, ifade etmek.
Anatomi ve fizyolojiyi öğretmek.

Çocuk Yogasının Sosyal Açıdan Faydaları:
Yarışma stresi olmadan, kendileri ve çevreleri için farkındalık geliştirmeyi, kendilerini incelemeyi ve keşfetmeyi öğrenirler, yoga yarışmacı değil, tamamlayıcıdır.
Takım çalışmasını geliştirir.

Çocuk Yogasının Ruhsal Açıdan Faydaları:
Çevremize iyi bakma konusunda farkındalık yaratır.
Sevgi, öz saygı ve başkalarına saygıyı temel alan, verimli, yapıcı bir hayat için yöntemleri öğretir.
Kendine güven, başarı ve bir şeyi elde etmek için yollar sunar.
Maddi zenginliğe ve markalara bağımlılık konusunda özgürleşmeyi sağlar.

5-)Çocuk yogasında ideal yaş gurubu 5 -12 dir.Haftada 1-2 ders yapılması önerilir.4-5 yaş gurubuna 25-30 dakika,5-6 yaş gurubuna 30-35 dak,7-9 yaş gurubuna 40-45 dakika ders yaptırılabilir.çocuklar rahat kıyafetlerle ders yaparlar.Malzemeler yoga matları,yumuşak hayvanlar, balonlar,yastıklar ve örtülerdir.Derslerin sonunda çocuk şarkıları ile berber şarkı söylenebilir.Ve gevşeme teknikleri uygulanır.Dersler hikayeler ve oyunlarla birlikte uygulanır.

6-)Çocuk Yogasın da Dersler dört bölümdür.

Birinci bölümde yoga mini harfleri uygulanır. Hareketlerle yoga mini yazılır.
Hikayeli hareketler veya Surya Namaskar uygulanabilir.
Grup oyunları oynatılır. İçinde ikili oyunlar vardır.
Gevşeme ve meditasyon kısmıdır. Nefes egzersizleri ile desteklenir.
Çocuklarımızın her geçen gün daha sağlıklı ve mutlu olası dileğimle.
Banu Değer.

 

Incoming search terms:

  • cocuk yoga
  • yoga mini

Hamile Yoga’sı nedir ?

Burada yazılan yazılar tamamen gerçek öğrenci yazılarıdır.Derslerde çok güzel arkadaşlıklar kurulup sonrada bebeklerle birlikte görüşülmeye devam ediliyor.Hatta beraber guruplar oluşturup çabuk toparlanmaya gelen bir sürü öğrencim var.Ve doğumların yüzde yüze yakını eğer özel bir terslik olmaz ise normal ve kısa bir doğum olarak gerçekleşiyor.On senelik eğitim hayatımda yaptığım en iyi seylerden biri de hamile yogası normal doğum dersleri açmak oldu .Sizlerle birlikte sağlıkla bebekleri buyutüp sonra da bir sürü toruna sahip olmam müthiş bir duygu.İyi ki varsınız ve iyiki bu derslerde sizlerle birlikteyim.Grup derslerinde buluşmak dileğim ile.

Banu Deger.

Bebekler ve Annelerimiz Albümü 

BAZI ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ

 Merhaba Banu Hocam

Tüm sezeryan diye ısrarlarıma rağmen (siz ne kadar kızsanız da bana:) oğlum sizin sözünüzü dinlemek istedi ve 25 Nisan sabahı 3:15 de normal yollarla dünyaya gelmeye karar verdi…Hastaneye gece 12 de gittiğimizde doktorlar bile oğlumun bu kadar çabuk (3 saat içinde) ve kolay doğacağını tahmin etmiyorlardı..

Ben de başından böyle olacağını bilseydim, sezeryan diye tutturmazdım sanırım 🙂

Doğumumda 19. haftamdan itibaren devam ettiğim yoga derslerimin çok çok etkisi olduğunu düşünüyorum. Hatta hatırlarsanız salı günü son derse gelmiştim, cumartesi de gecesi de doğum yaptım.Hiç anestezi almadan, sadece nefes teknikleriyle son derece rahat bir doğum gerçekleştirdim. Ve de ertesi gün evde koşturup duruyodum.

Benim hamilelere nacizane tavsiyem düzenli olarak yogaya devam edip, gerisini tabiat anaya bırakmaları..

Size bu vesile ile tekrar çok teşekkür etmek istiyorum, sayenizde rahat, sakin ve kolay bir doğum gerçekleştirdim.. Yaşlanıp da sırt bel ağıları için değil de inşallah daha kısa sürede normal yoga derslerinizde tekrar sizinle bir araya geliriz.

Not: Oğlan biraz toparlansın, elinizi öptürmeye getireceğim..
Kendinize çok çok iyi bakın, kızlara selam..

Beril Balcı / 11.05.2010

 

Tülay Kaptan

Merhaba;

30 yasinda 30 haftalik gebeyim 🙂 yaklasik 1 bucuk aydir hamile yogasi yapiyorum.

Hamileligimi yoga sayesinde cok rahat geciyor.

Kendimi bildim bileli kucultmeye calistigim kalcalarimi yoga sayesinde 1 bucuk santim kuculttum hemde hamileyken 🙂

Insallah normal dogumuda rahatlikla yapacagim.

Artik yoga vazgecilmezim oldu 🙂

Hersey icin tesekkur ederim.

Sevgiler

Tulay

Hamilelik, erişkin bir kadının yaşayacağı en güzel dönemlerden biridir. Her hamilelik kadının bütün gücünü ve esnekliğini keşfedeceği en önemli fırsattır. Gebelik süresince kadının vücudunda fiziksel, hormonsal ve psikolojik birçok değişiklik meydana gelir. Bebeğin ana rahminde büyümeye başlaması ile, rahim büyür ve ağırlığı artar.

Buna bağlı olarak annenin vücut ağırlık merkezinde değişikler olur. Bu durum omurganın yapısını bozar, bel ve sırt omurlarında, bacaklarda ağrılara sebep olur. Hormonsal değişiklikler göğüslerde ve birçok eklemde daha önceden hissedilmeyen bazı rahatsızlıklar ortaya çıkarır. Uzun bir süre yaşanacak fiziksel aktivitelerdeki kısıtlanmalar ve hamileliğe bağlı bu hormonsal değişimler kadının psikolojik dengesi üzerinde de önemli ölçüde değişikliklere ve olumsuzluklara neden olur.

  Hamile olduğunu öğrenen pek çok kadın genellikle benzer duygular yaşar. Önce büyük sevinç, mutluluk ardından sorular, sorular. Genellikle sorulanlardan biri de; “Doğuma nasıl hazırlanabilirim?”dır.  İşte bu dönemde sıkıntılarla ve ağrılarla ve sorunlarla başa çıkmak için kökleri çok eskiler dayanan Yoga denenmelidir. Çünkü hamilelikte uygulanan yoga, anne adayını sadece doğum için değil, doğum öncesi ve sonrası için de hazırlamaktadır.

Yoga Sanskritçede birleşme ve birleştirmeye ulaşılan birliktir. Benimizin, zihnimizin ve ruhumuzun birleşmesidir. Genellikle şehir yaşamında vüdumuzu forma sokmak için spor yapmakta, entelektüel zekamız için kitap okumakta ve bilgi edinmekte veya araştırmalar yapmaktayız.Ancak hep ruhumuz bütün bu güzelliklerden nasibini almaz ve onun için bir şey yapmak aklımıza gelmez.Seyahat veya dinlenmenin bizim için yeterli olacağını sanırız.Oysa sağlıklı olabilmek için dünya sağlık örgütünün dediği gibi beden,zihin,ahlak ve ruh sağlığı birlikte olmalı ki kendimizi tam huzurlu,sağlıklı hissedebilelim.İşte bu konuda tapacağımız en önemli çalışama olarak Yoga ve nefes teknkleri oraya çıkmaktadır.

  Özellikle ilk kez hamile olan anne adayı için hamilelik, büyük bir keşif yolculuğu gibi görülebilir. Anne adayının sadece fiziksel görünümü değişmekle kalmıyor, İşin içine duygular ve zihin de giriyor. Anne adayı bu dönemde olabildiğince bilgi almak ister. Bu aşamada belki de öğrenilmesi gereken en önemli bilgi doğru nefes almak ve nefes teknikleridir. Yogada doğru nefes alıp vermek ilk adımdır. Hamilelik sırasında yaşanan yorgunluk, uykusuzluk, sürekli uyuma isteğinin bir nedeni de doğru nefes almasını bilmemekten kaynaklanmaktadır. Pranayama teknikleri doğru nefes almayı öğretip, akciğer kapasitenizi arttırırken hamilelik sırasında sizin ve bebeğinizin daha çok oksijen almasını sağlar. Ben kendi deneyimlerimden doğan bebeklerin (yoga çalışması yapan anne adaylarının) daha kilolu doğduğunu özellikle gözlemledim.

Asanalar ve pranayamauygulamaları ağırlık artıkça rahatsız olan bel ve omurga kaslarımızı güçlendirir. Bedenimizin etrafında oluşan belli bir enerji akımı çakralarımızdan ve altındaki  salgı bezlerimizden daha çok faydalanmamızı sağlar. Beden etrafında belli bir aura katmanı oluşur. Bu da hamilelik döneminde sizi bütün ruhsal travmalarınızdan korur. Böylece ruhsal  ve bedensel  olarak artık daha güçlü bir hamilelik geçirme şansına sahip olursunuz. Zamanla artık doğumla ilgili korkular azalır.Dışarıdan gelebilecek travmalar sizi hiç etkilememeye başlar.

Fiziksel sorunlar tamamen ortadan kalkar. Sırt ağrısı, dolaşım ve sindirim sorunları yok olur. Bulantılar genellikle olmaz. Ağırlıktan ortaya çıkan duruş bozuklukları en aza iner.Yoga çalışmaları ile  doğumu kolaylaştıracak asana (duruşlar), anne adayının vücudundaki değişime daha kolay uyum sağlamasına da yardımcı olur. Asanalar sayesinde, hamilelik nedeniyle gerilen bazı kaslar gevşetilerek anne adayı rahatlar.

Güçlendirilmesi gereken, özellikle doğum sırasında anne adayına yardımcı olacak kaslar için de ayrı çalışmalar uygulanır. Hamilelik sırasında yaşanan sırt ağrıları, dolaşım ve sindirim gibi sorunlar, asanalar sayesinde minimuma iner. Hamileleri düşündüren bir başka konu da doğum sonrasında vücudun alacağı formdur. Asanalar, anne adayına bu konuda da yardımcı olmaktadır. Yoga, hamilelik sırasında vücudun formda kalmasını sağladığı gibi, doğum sonrasında da vücudun yoga yapmayanlara göre daha kısa sürede toparlanmasını sağlamaktadır. Ayrıca anne adayı esnekliğini de kaybetmeme şansına sahip olur.

Hamilelik sırasında yaptığınız düzenli yoga programı ile vücutta meydana gelen Ödemler(el ve ayakta şişmeler) ve özellikle son aylarda sıkça hissedilen kramplar azalır.Karın kaslarını güçlendirerek masaj etkisi yapar ve bağırsak hareketleri daha rahatlar.İştahınızı daha kolay kontrol altına alabilirsiniz.

Anne adaylarının en büyük korkularından biride doğum sancılarıdır. Hormonlar da bu endişelerinizi tetikler. Yoga çalışmaları, anne adayının sinir sistemini rahatlatıyor ve onun kolay bir hamilelik geçirmesini sağlarken, doğum sonrasında da annenin bebeği kabullenme sürecini hızlandırmaktadır. Ayrıca ansalar doğum kanalını rahatlatıp genişlettiği için doğumun daha hızlı ve kolay olmasını sağlar.

Yoga çalışmasının bir basamağı olan meditasyon da, hamilelik sırasında daha da büyük önem kazanmaktadır.  Anne adayı meditasyon sayesinde zihinsel kontrolünü güçlendiriyor ve her türlü stresi, rahatsızlığı zihninden uzaklaştırabilecek duruma gelmektedir. Bu durum anne adayının bebeğiyle kurduğu sevgi bağını daha da güçlendirmekte ve kendini daha huzurlu ve mutlu hissetmesini sağlamaktadır. Yoga derslerinde ayrıca normal doğum yapmak isteyen anne adayına, doğum sırasında uygulayacağı nefes teknikleri de detaylı olarak öğretilmektedir.

Hamilelik yogası 3 er aylık dönemler halinde ayrı, ayrı hazırlanmış programlar olarak uygulatılmaktadır.Bu dönemler için ayrı, ayrı asanalar uygulanır.Bebeğin ruhsal gelişimi  anne rahmine düştüğü andan başlayıp Doğumdan sonraki üçüncü ayda tamamlanır. Bu nedenle sağlıklı bir hamilelik geçirmek bebek doğduktan sonra geçecek üç ay içinde çok önemlidir. Hem hamilelik döneminde hem de sonrasında geçirilen her huzurlu ve sağlıklı an bebek ve anne için çok önemlidir. Mutlu bir hamilelik ve mutlu bir anne olmak için yapacağınız Yoga çalışmaları sizin ve bebeğiniz için dingin, neşeli ve sağlıklı bir ortam oluşturur. Bu da hem huzurunuz, hem sağlığınız, hem de, doğacak olan bebeğiniz için sonsuz büyük bir keyif demektir.

Ben 24 yaşımda oğluma hamile kaldığımda uzun senlerdir yoga yapmakta idim. Ve hamileliğim boyunca da ara vermeden devam ettim. Hayatımın en sağlıklı ve bedenen güçlü dönemini geçirdim. Oğlum çok kilolu olmasına rağmen kolay ve keyifli bir normal doğum gerçekleştirdim. Bütün anne adaylarının da yoga ile bu kadar rahat bir dönem geçirebileceğini kendim de deneyledim.
Her anne adayının böyle güzel ve sağlıklı hamilelik geçirmesi dileği ile.

12)DOĞUM YAPAN BİR ÖĞRENCİM…..

Yoga ile ilk tanışmam yaklaşık 7 yıl önce eşimin ablasının vasıtası ile olmuştu. Utanarak itiraf etmeliyim ki o dönemde daha önce de hakkında bir takım şeyler duyduğum yoga ve felsefesine yaklaşımım çok cahilce ve negatifti

Fazlası ile pratik biri olarak yoganın benim gibi güçlü !!!!!!!! birine pekte katkısı olamayacağına emindim. Bu tür yaklaşımlar ancak zayıf ve arayışta olan insanların oyalanma vesilesi idi.

Sanırım dünyayı yaşanır kılan en güzel şeylerden biri insanların olduğu gibi kalmamaları ve gelişime açık olmaları.

2007 benim için öyle bir yıl oldu ki bu olumlu gelişimi yaşama fırsatını buldum. Yılın ilk aylarında anne olacağımı öğrendim ve tamamen içimden gelen bir dürtü ile yoga yapmaya karar verdim.

Halbuki o güne kadar çevremden empose edilen bir hamile için yürümenin yeterli olduğu idi.

Hamileliğimin 4. ayında yogaya başladım ve sanırım huzurlu, mutlu, canlı ve keyifli bir 9 ay geçirmek için en iyi yolu bulmuş oldum.

Hamileliğimin son gününe kadar hatta doğuma 10 saat kalana kadar çalışan biri olarak haftada 2-3 kere gittiğim Yoga Evim benim kendim ve bebeğimle baş başa kalabildiğim , dinlendiğim, enerji depoladığım ve tümgünlük sıkıntılarımı unuttuğum bir yer oldu.

Yoga mutlak faydalı fakat bunu kiminle paylaştığınız ve kimden öğrendiğiniz de bir o kadar önemli. Banu Hoca’ya bu konuda şükran borçluyum. Hamileliğimden dolayı tek başıma katıldığım derslerde Banu Hoca bana sadece Yoga öğreten kişi olmadı sabahın 7.30 unda bile gülerek kapıyı açan, bütün bunalmışlıklarımı hafifleten ve bana adeta anne şefkati gösteren bir arkadaş oldu.

9 ay boyunca normal doğum planlamama rağmen oğlum ali Durul’u biraz da doktorumun etkisi ile KORKUMDAN sezeryanla doğurdum.Yoga yapmamın temel nedenlerinden biri kolay doğumdu ancak ben yoganın olumlu etkilerini doğum sonrası yaşadım ve yoganın faydalarını sezaryen sonrasında bile gördüm. İnsanlar yataklarından kalkamaz ve sancı çekerken ben kendi kendime dolaştım, oğlumu emzirdim, altını değiştirdim ve gelen misafirlerimizi ağırlayabildim. Yoganın katkıları sayesinde vücudumu öyle kullanır hale geldim ki ağrı ve sancının esiri olmaktan kurtulmuştum. Hastaneden eve geldiğimiz 3. günden itibaren ise normal hayatıma dönmüştüm bile.

Şimdi oğlum 1.5 aylık ve biz onunla Banu Teyzesine gidip yoga yapmak için sabırsızlanıyoruz. Yeni yılda ailece  yoga yapıyor olacağız ve bu sayede eminim çok güzel bir 2008 geçireceğiz.

SEVGİLER.

BANU DEĞER.

Omurga ve Bel hastalıklarında Yoga

OMURGA HASTALIKLARI ve YOGA YOGA İLE  OMURGA BEL HASTLIKLARI ÇALIŞMALARI 
OMURGA VE BEL HASTALIKLARI TERAPİ YOGASI NEDEN YAPILMALIDIR.

Özel yoga terapi alanım ; bel ve omurga sağlığı olduğu için, bununla ilişkili her türlü bilgiyi bu sitenin içine dâhil etmeye, ilgilenenleri aydınlatmaya problemlerini çözmeye biraz da olsa katkıda bulunmaya çalışmak için bu bilgileri sizlere aktarmak istedim. Burada yazılan bilgiler pek çok bilimsel veri içermektedir. VE çok uzun bir çalışmalar sonucunda elde edilen ve kaynaklardan toplanan bilgi birikimleridir. Kullandığım sistem tamamen bel ağrılarını ve sakatlıklarını iyileştirmeye yönelik uzun birikimler sonucunda elde edilmiş bilimsel bir TERAPİ sistemdir.

  Basit tanımıyla bel bölgesindeki ağrı ve hareket kısıtlıklarının tümüne bel ağrısı denir.20 inci yüzyılda en çok iş kaybı olan hastalıkların başında gelir. Her 100 kişiden 80 i hayatının bir döneminde en az bir kez bel ağrısı geçirebilir. Bu sebeple bel ağrısına bir dönem de olsa yakalanmamış birine rastlamak oldukça zordur. Bel fıtığı ve bel rahatsızlıkları, yaşadığımız çağda tüm dünya’da hatırı sayılır sayıda iş kaybına sebep olmaktadır. Bunun sebebi ister stres olsun, ister egzersiz eksikliği kişiler bu problemle ömür tüketmektedirler.

Basit bel ağrıları bel omurlarına tutunan kas ve bağların aşırı zorlanması ile oluşur. Genellikle de omurganın sonunda kasların kemiğe yapıştığı yerde hissedilir.Genellikle omurga ve bel rahatsızlıkları lumbago, fıtık,sakroiliak eklem problemleri,sakroiliak disfonksiyon,priformis sendromu,siyatik,faset eklem sendromu gibi isimler almaktadır. Bu rahatsızlıklardan herhangi biri, ağır bir şey kaldırma veya taşıma ile olabileceği gibi, uzun süre ayakta durmak, oturma ve ani öne eğilme ile bile oluşabilir. Ani bir düşme ya da zorlayıcı ani bir hareket de bu duruma yol açabilir. Hatta bazen bir öksürme ve hapşırma bile bel ağrısına yol açabilir.

 Doğuştan olan ya da sonradan yıpranma ile gelişen eklem problemleri veya bazı romatizmal hastalıkların bel ve omurga eklemlerini tutması işle de bel ağrısı gelişebilir ancak bunlar daha seyrek görülen nedenlerdir.

İskeletimizin merkez eksenini oluşturan omurgamız ya da belkemiğimiz kafatasının tabanından leğen kemiğine kadar sırt bölgesinde uzanır. Biribiri üzerine konmuş ve arsında omurlar arsı disk bulunan bu yapı hem bütün bedeni taşır hem de eğilme ve dönme gibi aktivitelerimizden sorumludur. Omurgamız boyunca uzanan önemli bir kanal vardır ki buna da omurilik kanalı denir ve içinde beynimizin bir uzantısı olan omuriliğimiz blunur. Omurilik bu kanal boyunca 1.inci omurdan başlayarak 21. inci omura kadar uzanır.

Her bir omurun birleştiği noktada da iki yöne açılan birer delik bulunur ve buradan spinal sinirler çıkar. Bu sinirler kendi bölgelerindeki kasları, organları ve cildi inibe ederler. Bu sinirler organlardan gelen uyarıyı beyne, beyinden gelen emirleri de ilgili alana ulaştırırlar. Omurga 24 ayrı omur içerir. Omurlar sert, kemiksi kabuk içinde yer alan omuriliği korur. Omurlar doğrudan birbirine oturmaz. Aralarında sürtünmeyi engelleyen, içi jölemsi yastık görevi gören birer disk vardır. Omurgamızda 7 si boyunda,12 si göğüste,5 i belde, diğerleri de sağrı kemiğinde ve kuyruk sokumunda oluşan bu 24 omur bizim yaşam merkezimizdir. Omurgayı saran 140 kas katmanı vardır. Bu kaslar omurgaya sağlamlık ve esneklik kazandıran yapılardır.

Omurgamız değişik vücut bölümlerinde değişik isimler alırlar.

· Servikal omurlar boyun bölgesinde

· Dorsal omurlar sırt bölgesinde

· Lumbar omurlar ,bel bölgesinde

· Sakral omurlar ,pelviste

· Koksis,kuyruk sokumunda dır.

Bütün omurgamız iki taraftan boylu boyunca uzanan ligamentler tarfından korunur ama bu koruma en çok lumbar bölgede yoğunlaşmıştır.Bunun nedeni travnaya en çok maruz kalan bölge olmasının yanı sıra oturur pozisyonda en çok aşınan yer olmasıdır.Yaşamımızın % 50 sine yakın kısmını oturarak geçirdiğimizi düşünürsek lumbar bölgenin hem çok esnek hemde çok kuvvetli olması gerekmektedir.

OYSA:

Omurga, sadece yoganın değil, tüm yaşamın da temel direğidir. Fiziksel bedende sinir sisteminin yuvası, yoga anatomisinde

Üç ana hayat kanalının (nadi) geçtiği kutsal köprüdür. Yoga asanaları omurgadaki sıkışmaları serbest bırakmayı amaçlamaktadır. Omurgayla bağlantısı yokmuş gibi görünen pozların temelinde bile omurgadaki enerji (prana) akışını pürüzsüz hale getirmek gayesi vardır. Burgu, yani twist hareketleri omurgayı çabuk ve etkili bir biçimde canlandıran pozlardır. Alışkanlık ve yıllarla gelen duruş bozuklukları, muhtelif sinir sistemi aksamaları ve günlük neşe miktarı doğrudan ilişkilidir. Dik duran omurganın omurlarının arasında açılan mesafe, enerji ve kanın serbest dolaşımını mükemmel bir dengede tutar. Sıkışan enerji ise bedenin uç bölgelerine potansiyelin altında bir miktarda gidebilmektedir. Bu durum da göğüs kafesinde daralma yaratmakta, kişi kendini neşesiz ve halsiz hissetmektedir. Omurgadaki enerji sıkışmaları serbest kaldığında ise ayak parmaklarından başın tepesine kadar yoğun ve sürekli akan can (prana) duygusal bedende hafifleme hissi ve neşe olarak kendini göstermektedir. Çocukların omurgaları ile ruh hallerini gözlemleyerek de bu bağlantıyı hemen fark edebilirsiniz.

Bel bölgemizdeki bu beş omur ve etrafındaki kas gurupları çoğu hareketlerimizi yapmamızı sağlar ve birçok organımız da bu bölgemizde toplanmıştır. Yaşamımızda yaşadığımız birçok incinme de hep genelde bel bölgemizde oluşur. Aynı zamanda ruhsal gerginlik ve bunalımlarımız da kas gerilmesine yol açar ve gerilen kaslar bu şekilde daha kolay zedelenir, spazma sebebiyet verir. Omurları birbirine bağlayan bağlar’ da yanlış kullanım ve travmalar ile zamanla yıpranır. Böylece omurlar birbirine sürtünmeye başlar.

Bel, sırt ve karın kasları zayıflayınca hafif kambur durma eğilimi artar. Yaşla birlikte artan bel ağrılarının bir nedeni de kemik erimesi olabilir. Bu durum kasları uyarır ve spazma neden olur ya da sinirlere baskı yaparak ağrıya neden olur. Omurlar arası diskler zamanla nemli yapılarını yıpranma sebebiyle yitirince de, sertleşip yassılaşır böylece omurga kısalır. Yaşlandıkça boy kısalması denilen de budur. Yoga terapi egzersizleri ile bu kısalma da kesinlikle durdurulabilir. Yoga terapi de omurgaya ya çok önem verilir. Bunun nedeni de yoga felsefesinde kabul ana enerji kanalı olarak kabul edilen Sushumna nadi’ nin bu kanal olmasıdır. Ve yoga asanaları da ağırlıklı olarak omurga ve bel ile çalışır.

RİSK ETMENLERİ nelerdir?

1 Kalıtım
2.Yaşam biçimi, hareketsiz bir yaşam tarzı, oturarak çalışma veya yanlış oturuş, uzun süre araba kullanma
3.Meslek, huzursuz ve stresli iş ortamında çalışmak
4.Damarlardaki hastalıklar, şeker hastalığı, alkol, sigara bel bölgesine ulaşan oksijence zengin kan miktarını azaltır. Diskler oksijensiz ortamda daha kolay dejenere olur ve kendilerini tamir etme yeteneklerini kaybederler. Bu durum disklerin yıpranma sürecini hızlandırır
5.Şişmanlık
6.Ruhsal gerginlik ve stres bel ağrısını arttırır.
7.Binicilik, Jimnastik, golf, dalgıçlık, halter, güreş, futbol, basketbol, tenis gibi sporlar
8.Zor doğumlar ve kilolu bebek dünyaya getirmek
9.Ağır kaldırma, bilinçsiz hareket, eğilerek veya uzanarak yük kaldırmak gibi beli ve omurgayı zorlayan hareketler.
10.Ani ve kuvvetli bir şekilde hapşırmak ya da kuvvetli bir şekilde öksürmek

BEL VE OMURGA SORUNLARINI ÇÖZÜMLEMEK İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

1.)Araba sürerken veya ev’de otururken arkanıza yastık koyun. Dik oturmaya çalışın. Veya uzanın. Uzanınca omurganın tüm yükünü alırsınız. Oturma bele baskı yaratır. Özellikle kamburlaştırarak oturmamalıyız.

2.)Ağır eşyaları kaldırırken vücuda yakın tutun. Diz çökerek çömelin. Ağır bir yükü belinizden yukarı kaldırmayın. Cisimleri vücudunuza dayayarak taşıyın.

3.)Gerginliği azaltın. Kas gevşetici egzersizler uygulayın.

4.)Ayakta durmak zorunda olduğunuz bir durumdaysanız, bir ayağınızı yükseltin veya birini öne doğru uzatın. Yüksek topuklu veya tamamen topuksuz ayakkabıları giymeyin. Ayakta belinizi sağa ve sola doğru çevirerek yerden bir şey almayın.Ağır cisimleri itmeyin yada çekmeyin.

5.)Otururken dizleriniz kalçanızın yukarısında olsun. Sandalye’de dik oturun. Kol konacak sandalye ve koltukları tercih edin. Mümkünse ayaklarınızın altına bir basamak çekin.

6.)Yumuşak, alçak ve içe çöken koltukları tercih etmeyin.

7.)Yağı azaltın. Beslenmenize dikkat edin. Bol kalsiyum alın. Kalsiyum bir elektrolittir. Kemik sağlamlığının temelidir. Kalsiyum D vitamini katkısıyla vücuda kazandırılır.(Kemikler sürekli yapım ve yıkım içindedir. Menopoza doğru östrojen azalınca kemiklerin kalsiyum kazanımı azalır. Kemikler koflaşır, yumuşar.)Süt, yoğurt, peynir tüketin. Bu besinler D vitamini de içerir. Yeşil sebze yiyin; Brokoli, karalâhana, ıspanak, balkabağı kalsiyum kaynaklarıdır. Sardalye konservesi, somon balığı kalsiyum içerir.

8.)Güneş ışığında yürüyüş yapın. Bedeniniz bol güneş alsın. Ama güneşin daha yumuşak ve eğik geldiği saatleri tercih etmeyi de ihmal etmeyelim.

TEDAVİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR;

1)Bele uzman bir kişi tarafından masaj yaptırmak.

2)Düzenli egzersiz yapmak yitirilen kemik kütlesini ve kasları geri getirir. Kasları kontrollü ve sıkarak yapılan yarım mekik, karın egzersizleri belinize ve omurganıza kuvvet ve dayanıklılık kazandırır, Ama çok dikkatli ve bilinçli bir eğitmen eşliğinde yapılması şartı ile. BEL ve Omurga TERAPİ Yogası, yürümek, bisiklet, yüzme gibi egzersizler belimize çok faydalıdır.

3) Düzenli yapılan yoga terapi egzersizleri kaslara oksijen ve besin gidişini artırırken laktik asit gibi birikmiş atık maddelerin uzaklaştırılmasını sağlar. Mutluluk hormonu salgılatır. Tüm bu çalışmalar ve özel terapi yoga egzersizleri belimizdeki ağrılar ve sakatlıklar geçtikten sonra bırakılmamalı ve yaşam biçimi haline getirilmelidir.

2)Ağrı kesici ve ya kas gevşetici ilaçlar kullanmak, bele sıcak uygulamak, düz ve set bir yerde yatıp dizlerin altına yastık yerleştirmek ya da bir süre korse giymek.

BEL FITIĞI VE BEL RAHATSIZLIKLARI İÇİN YAPILABİLECEK birçok yoga egzersizi vardır. Bu egzersizler işte bel ve omurga terapi yogası kısmında daha çok önem kazanmaktadır. Hareketler bu sistemi bilen bir eğitmen eşliğinde dikkatle yapılarak bir daha ömür boyu bel ve omurga rahatsızlığı yaşamamak sizlerin seçimidir.

Sevgiyle sağlıklı bel ve sağlıklı omurlar ile kalın.

Banu DEĞER.

BHANU PRİYA

Incoming search terms:

  • yoga bel fitigina iyi gelirmi
  • omurga arasını açmak
  • bel fıtığına yoga
  • hareketlı yoga bel agrısına faydaları
  • yüzme tekniklerı video