Farkındalık nedir ?

Farkındalık Nedir ?

Bu kendin olma duygusunun, var olma halinin kendisi bir merkez yaratır, bu dinginlik merkezi, bir sessizlik merkezi, bir içsel hakimiyet merkezi. O içsel bir güçtür. Bu da farkındalığın ateşinden bahseder, o bir ateştir. Farkında olmaya başladıkça içinde yeni bir enerji hissedersin, yeni bir hayat. Yeni bir hayat, yeni güç, yeni enerji ile seni baskılayan pek çok şey çözülüp gider. Onlarla savaşmak zorunda değilsin. Kızgınlığınla, hırsınla, cinselliğinle, savaşmazsın.

İçinde içsel bir mevcudiyetin var olduğu duygusuyla güçlü hissedersin, enerjiler tek noktada yoğunlaşır, öz doğar. Unutma ego değil. Öz doğar.Ego sahte bir öz duygusudur. Hiçbir özün olmadan bir özün olduğuna inanmaya devam ediyorsan, ego budur. Ego sahte bir öz demektir. Sen bir öz değilsin, hala kendinin bir öz olduğuna inanıyorsun. Ego var olamayan bir şeyin sahte fikridir.”Öz” söz verebilen bir merkez Demektir. Bu merkez sürekli farkında olarak, yaratılır.

Bir şey yaptığının farkında ol, oturuyorsun, şimdi uyuyacaksın, artık uyku vakti, dalıyorsun. Her an bilinçli olmaya çalış, sonra içinde bir merkez doğduğunu hissetmeye başlayacaksın. Artık her şey bir merkezle ilgili.Farkında olmak zordur;zihin sürekli titreşir.Ama imkansız değildir.Çetindirzordur ama imkansız değildir. Eylemlerinde dikkatli ol. Bu çok uzun, zor bir yolculuk.Mümkündür; herkes için mümkündür, gayret etmek gerekir ve bütün kalple gayret etmek. Dışarıda hiçbir şey, içeride hiçbir şey dokunulmadan kalmamalı. Herşey farkındIlık için kurban edilmeli, ancak o zaman ruhsal ateş keşfedilir.

Şu ana kadar varolmuş veya varolacak tüm dinleri, felsefeleri birleştiren özün ne olduğunu birisi bulmaya kalkarsa, sadece farkındalık sözcüğü bulunabilir.

İnsanın aklı her zaman iki imkansız şeyi yapmaya çalışır. Birisi yapılamaz bir şey olan geçmişi yeniden düzenlemektir. Geçmiş gerçekleşmiştir. Geçmişe gerçekten gidemezsin. En iyi ihtimalle onun anılarına gidersin. Ve insan zihnini her zaman meşgul etmiş diğer İmkansız düşüncede geleceği kurmaktır. Bu da yapılamaz.

Gelecek olan henüz olmamış olan demektir. Bu ikisinin arasında şimdiki zamanda durup bu iki imkânsızlığı düşünür. O gelecekle ilgili her şeyden emin olmak ister; bu yapılamaz. Bunun kalbinde mümkün olduğunca derinlere inmesine izin ver. Bu yapılamaz. Şimdiki anını geleceği belirlemek için harcama: Gelecek belirsizdir, niteliği budur. Zamanını geriye bakarak ta harcama. Geçmiş ölü bir olgudur. Ona da hiçbir şey yapılamaz. Yapabileceğin en iyi şey onu yeniden yorumlamaktır.

Geçmiş ve şartlandırmaları vardır ama onlar ya bedende ya beyindedirler. Bilincinde var olamazlar çünkü bilinç şartlandırılamaz. Bilinç özgür kalır; özgürlük onun en saf niteliğidir.Özgürlük onun doğasıdır. Bilincin güzelliği budur. Bilinç her şeyin dışına çıkabilir. Onun için bir engel, bir sınır yoktur. Biraz önce bir beyazdın, ırkçılık saçmalığını anlayınca artık bir beyaz değilsin. Rengin gene beyaz ama beyazlıkla kendini özdeşleştirmiyorsun. Kendi dilini unutmayacaksın, o senin hafızanda, ama sen artık bilincinde değilsin. Bilincin onun dışında buna Tanıklık diyoruz. Tanık olmak bir devrimdir. Geçmiş samskaralarının radikal değişimidir.

O var oluşa tamimiyle yeni bir insan getirir, çünkü o bilincini tüm koşullanmaların dışına çıkarır. Koşullanmalar bedende ve zihinde vardır bilinç koşullanmadan kalır.Tanık olmak koşullanmalarını değiştirmez,bedenindeki sindirim sistemini değiştirmez. Ancak tanık olmak sana tüm sindirim sistemlerinin,tüm koşullanmaların ötesinde olduğun deneyimini verecektir. Bu öteye geçmişlik halinde senin için hiçbir şey problem olmaz.

Dili kullanırız. Kullanılmak zorunda olduğumuzda zihni ve içinde iz bırakmış olan her şeyi kullanırız, ancak sürekli olarak bakıldığında ben zihin değilim, bunun farkındalığı oradadır. Yani patron olarak kalırız, zihin çağırıldığı zaman gelir. Faydalanırız.Hükmedemez. Zihinde düşünce olmadığı zaman o meditasyondur. Zihinde iki durumdadüşünce olmaz ya derin uykudayken, ya da meditasyon halindeyken. Eğer farkındaysan ve düşünceler kaybolursa o meditasyondur. Eğer düşünceler kaybolur ve bilinçsiz hale geçersen o derin uykudur.

Derin uyku ve meditasyonun benzer ve farklı bir tarafı vardır. Benzer olan şey her ikisinde de düşünce kaybolur. Benzer olmayan şey derin uykuda farkındalıkda kaybolur ama meditasyonda kalır. Yani meditasyon derin uyku + farkındalıktır. Meditasyon derin Uykudaki gibi gevşemiş kalınmasına rağmen yine de uyanık olmaktır. Japon bir bilim adabı altı aylık bebeklere yüzme öğretmektedir. Rusyada hamile anneler isterlerse doğumu su içinde yapmaktalar. Bebek suyun içine doğuyor, korkmuyor. Görülüyor ki yüzme sanatı içimizde kayıtlı, sadece fırsatını bekliyor ve çalışmaya başlıyor. Elli yıl yüzmeyebilirsin ama unutmazsın. Bu rastlantısal değildir. Doğal bir şeydir.

Bu nedenle unutulmaz. Meditasyon da buna benzer. İçimizde kayıtlıdır. Sadece ona bir şans tanı. Zihin yalnızca bir süreçtir. Aslında zihin yoktur, sadece düşünceler, düşünceler öyle hızlı hareket ediyor ki sen sürekliliği olan bir şeyin var olduğunu düşünüyor ve hissediyorsun. Zihin sadece senin mevcudiyetinin yokluğudur. Sessizce oturduğunda Zihne derinlemesine baktığında, zihin kolayca ortadan kalkar. Düşünceler oradadır ama sen onların efendisisin. Gelip, giderler; tıpkı yağmurda kalmış lotus çiçeği gibi dokunulmadan kalırsın: yağmur lotüsün taç yapraklarına düşer ve kayıp gider. Lotüs dokunulmadan kalır. Meditasyon merkezde olmak dışında bir şey değildir.

Eğer sessiz değilsen nasıl sessizce oturup ya da sessizce durup meditasyon yapılacağını bilmiyorsan yapıp durmakta olduğun her şey bir eylem değil, tepki olacaktır. Tepki verirsin biri sana küfür eder, düğmene basar ve sen tepki verirsin. Sen başkalarının senin üzerindeki
Yönlendirmelerine göre davranıyorsun, bu gerçek eylem değildir.

“Buda” bir köyden geçiyordu ve insanlar gelip onu aşağılayarak en söylenmeyecek şeyleri söylediler.”Buda” durdu, sessizce, dikkatle dinledi ve “ Bana geldiğiniz için teşekkür ederim, ama acelem var bir sonraki köye gitmem gerekiyor, bugün size zaman ayıramayacağım
yarın daha fazla zamanım olacak. Söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şeyler kaldıysa Sizi yarın dinleyebilirim. Beni bugün için mazur görün” dedi. İnsanlar inanamamışlardı. Bu adam tüm söyledikleri ağza alınmayacak şeylere bir tepki vermeden, sadece dinlemiş, cevap bile vermemişti.” Bizi duymadın mı”? “Senin bunlara verecek cevabın yok mu” ? diye sordular.

Buda dedi ki: “Bir yanıt istediysen geç kalmış durumdasın. On yıl önce gelseydin seni yanıtlayabilirdim. Ama on yıldır başkaları tarafından yönlendirilmeye son verdim. Artık köle değil kendimin efendisiyim, kendime göre davranıyorum, başkasına göre değil kendi içsel ihtiyaçlarıma göre davranıyorum. Beni bir şey yapmağa zorlayamazsın. Sen yapmak istediğini yaptın, kendini tatmin olmuş hissedebilirsin, ama benim açımdan baktığında ben bunların hiçbirini üzerime almıyorum ve almadığım içinde bir anlamları yok. Buda devam etti “Birisi yanan bir meşaleyi nehre atabilir, nehre ulaşana kadar meşale yanık kalır, nehre düştüğü anda ateş söner, nehir onu soğutur. Ben nehir oldum.

Bana küfür edersiniz onlar ateştir, bana ulaştıkları anda benim serinliğimde içinde ateş kaybolur, artık acıtmazlar. Siz dikenleri atarsınızsessizliğime düşünce onlar çiçeğe dönüşür. Ben kendi yaradılışımın doğasından hareket ediyorum” der.Kendiliğindenlik budur.

İki zıtlığın ortasında kalmak zihnin doğasıdır. Zihinden uzaklaşıp zihnin tüm oyunlarına tanık olmadığın müddetçe, hiçbir zaman kararlı olamazsın. Zihnin farkında ol, parlak tarafı, karanlık tarafı, doğru tarafı. Hangi kutbu olursa olsun sadece farkında. Bu farkındadalıktan iki şey çıkacak ilki zihin olmadığın ikincisi de farkındalığın zihnin hiçbir zaman sahip olmadığı bir kararlılığa sahip olduğu. Zihin temelinde karasızdır ve farkındalık da temelinde kararlılıktır. O halde farkındalıkdalıktan kaynaklanan her eylem tamdır, bütündür onda pişmanlık yoktur.

Sorumluluğu üstlen ve bunun da farkında ol. Sorumlu ol çünkü, o zaman bir şey yapılabilir. Sadece kendinle bir şey yapabilirsin yani kendinde gelişme yaşatabilirsin. Dünyadaki başka kimseyi değiştiremezsin, sadece kendini değiştirebilirsin. Mümkün olan tek devrin budur. Mümkün olan tek dönüşüm kişinin kendisinin olandır. Ama bu da yalnızca sorumlu olduğumuzu hissettiğimiz zaman düşünülebilir bir olgudur.
DAHA AYDINLIK VE FARKINDALIK DOLU GÜNLERE.

GÜLBİN KINIK.
Not:yazı sevgili dostum ve yoga eğitmeni Gülbin Kınık tarafından yazılmıştır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *